Ezgi G.

18 kasım
Bilmezlikten gelmeyi yeğledikleri pek çok şeyin onların ürkek gözlerinde yansımasından hoşlanmıyorlar.
Sayfa 19 - Can Yayınları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Opicina, 16 Kasım 1992
Akmayan gözyaşları kalpte birikirler,zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.
Sayfa 16 - Can Yayınları
Opicina, 16 Kasım 1992
İkimiz de aynı ağacın üstünde yaşadık,ama öyle değişik mevsimlerde ki!
Sayfa 15 - Can Yayınları
Opicina, 16 Kasım 1992
Çocukluk ve yaşlılık birbirine benzer.Her iki durumda da,değişik nedenlerle,insan oldukça savunmasız olur; hâlâ -ya da artık- etkin yaşantının bir parçası değildir,bu da-korunaksız,açık bir duyarlılıkla yaşamaya yol açar.Bedenimizin çevresinde görünmez bir zırh oluşması ergenlik döneminde başlar.Bu zırh bu dönemde oluşur ve ergin yaşam boyunca kalınlaşır.Gelişimi biraz da incininkıne benzer,yara ne denli büyük ve derinse,çevresinde oluşan zırh da o kadar güçlü olur.Ama sonra zamanla,çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır,dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır. Başlangıçta hiçbir şey fark etmezsin,zırhının hâlâ seni sıkıca sardığını sanırsın,ama bir gün birdenbire,aptalca bir şey karşısında bir çocuk gibi nedenini bilemeden ağlamaya başlarsın. İkimizin arasında doğal bir fark oluştu derken,işte bunu söylemeye çalışıyordum.Senin zırhının oluşmaya başladığı dönemde,benimki çoktan lime lime olmuştu.
Sayfa 14 - Can Yayınları
Opicina, 16 Kasım 1992
Çok uzun yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için artık biliyorum ki ölüler yokluklarıyla değil de -onlarla bizim aramızda- söylenemeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.
Sayfa 14 - Can Yayınları