augustus yanına gidip yüzüne baktı. ''daha iyi misin?'' diye sordu.
''hayır,'' diye mırıldandı ısaac göğsü inip kalkarken.
''acının olayı bu,'' dedi augustus ve ardından bana baktı. ''acı hissedilmeyi talep eder.''
''seninle tekrar görüşebilir miyiz?'' diye sordu. sesinde hafif bir gerginlik vardı.
gülümsedim. ''tabii''
''yarın olur mu?''
''sabırlı ol çekirge,'' diye nasihat verdim. ''aşırı istekli gözükmek istemezsin.''
''evet, zaten o yüzden yarın dedi,'' dedi. ''seni bu akşam yine görmek istiyorum ama tüm gece ve yarının büyük bir kısmını beklemeye razıyım.''
''yakmadığın sürece seni öldüremezler,'' dedi, annem yanımda durduğu sırada. ''ve ben bir tane bile yakmadım. bu bir metafor, tamam mı? öldürücü bir şeyi dudaklarının arasına kadar sokuyorsun ama ona öldürücü olabilecek gücü vermiyorsun.''