rodya

rodya
@einderlicht
İstanbul
10 Kasım
75 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Ben ve öteki" kadar, "biz ve ötekiler" konsepti Homo Sapiens kadar eskidir. (Öyle ki, bebek gelişiminde dahi "bizimkiler" konseptinin çok erken bir aşamada ortaya çıktığını görüyoruz.) Bu konsept düşmanlıkların, katliamların, vurgunların, kaynak paylaşım savaşlarının hatta soykırımların sebebi olduğu kadar, organizasyonun, işbirliğinin, dayanışmanın, merhamet ve şefkatin sebebidir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aynaroz'daki Athos Dağı'nın varlık sebebini, bir Titan'ın Poseidon'a kaya fırlatması olarak açıklıyorsanız, Athos Dağı ufukta kaybolunca tanrıları da kaybolur.
Bu bakımdan bir spekülasyon yaparsak diyebiliriz ki, milliyet mitolojidir. Bütün etnolojik kimlikler, bir mitoloji sayesinde inşa edilir: Bu mitolojinin motifleri, organizmaların genleri gibi aktarılır, çoğalır, mutasyon geçirir, hatta dışarıdan gen ithal edebilen bakterilerde olduğu gibi gen ithal eder. Bu mitoloji bütünü yoksa, bir milletten söz etmek mümkün değildir: Ortak ikonlar, anlatılar, semboller, hikayeler; yani kültürel göstergeler milleti teşkil eder. Din, mitolojinin yalnız metafizikle ilgilenen veçhesini teşkil eder, mitolojinin bütünü değildir. Ancak dini mitolojinin seküler mitolojiyle uyumlu olması, bir milletin otantik kimliğini muhafaza etmesi için şarttır; nitekim yeterince olgun kültürlerin bunu başardığını örneklerle anlatmış olduk.
Her ne kadar "aşkın" ve "ulusötesi" hale gelmişlerse de, her din onu yaratan kültürün sorunları ve meseleleri etrafında örülmüştür, bambaşka bir kültüre tatbiki doku uyuşmazlığı yaratabilir. Fakat bu etki, kültürün direncini büsbütün kıramaz; gelişmeye uygun kodlar barındıran bir toplumu geri bırakacağını, kodları elverişsiz bir toplumu ilerleteceğini söylemek imkansız olur. Zira dinler başka kültürlere aktarıldığında, o kültürler etki altında kalsalar bile hemen her zaman o dinin kendilerine has bir versiyonunu yaratırlar.
Bir iddia var, muhtemelen okurun da sıkça duyduğu, klişeleşmiş bir inanış: Müslüman olan Türkler kimliklerini kaybetmediler, diğerleri kaybetti. İran'da, Irak'ta, Suriye'de gayet Müslüman olan ancak Türkçeyi unutmuş, Araplaşmış ya da Farslaşmış milyonlarca Türkü ne yapacağız, bu inanışa göre meçhuldür. Ancak bu iddia başka yanlışlar da ihtiva ediyor: Müslüman olan Türkler kimliklerini korumuş değiller. Türklerin bir kısmı Müslüman olunca, diğerlerinin olması kolaylaştı, çünkü aynı dili ve kültürü paylaşıyorlardı. Bu yüzden İslam Orta Asya içlerine dek girebildi de, Kafkasya'ya tamamen nüfuz edemedi; yahut çok daha yakın olan Avrupa'ya ve Anadolu'ya -Türkler gelmeden evvel- yayılamadı. Asıl medium kültür ve dil, din bu ortam üzerinden taşınıyor, tersi değil.