Milliyeti paylaşan topluluklar birbirlerinden tecrit edilseler de yeniden iletişim kurduklarında görülmemiş bir hızla yeniden bütünleşmeyi başarır ve karşılıklı olarak unutulan, yitirilen etno-sembolleri ve başka motifleri yeniden yaratmayı tetiklerler.
Sıradan insanlar fizik kanunlarını tarif edemezler ancak ona maruz kalırlar. Milletin tanımı, mensubiyetin tayini ve varlığı ile yokluğunun tespiti bilimin işidir, demokrasinin değil.
Bir milletin küçük bir cüzü, Tayyi kabilesinde olduğu gibi, yabancılarla daha çok temas kurmuş olmak, milli birliği sağlayan unsuz olmak, yazılı kültürü yaratmak gibi sair sebeplerden ötürü milletin tamamına ismini verebilir: Türk ismi dahi böyledir.
Türk milliyetçiliğinin kronik meseleleri bu kadar zararsız değil. Özellikle din ile ilişkisi, işlevsiz kör bağırsağın sık sık iltihaplanması gibi ciddi bir ameliyat gerektiriyor. Kör bağırsağından kurtulmuş ve genetik olarak bir daha asla apandisit tehlikesi yaşamayacak bir neslin mühendisliği gibi, Türk milliyetçiliğinin rasyonel ve bilimsel zeminini durmadan sarsan, uygulamalarını ise büsbütün muzır hale getiren bu kronik meselelerin çözümü için, milliyetçiliğin kodlarının baştan yazılması gerekiyor.
Bunu şükranla tekrar ederim. Bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek kendisine zarar verenlere karşı kırgınlığı derin olan milletimizin kendi uğrunda esaslı ve hayırlı mesai harcayanlara karşı da sonsuz vefası ve kıymet bilirliği kesindir.
Bu büyük millet, arzu ve yatkınlığının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evladını daima takdir ve himaye etmiştir.
Bu kadar emin bir samimiyet sinesinde gayret gösteren vatan evladı, her zaman bereketli bir faaliyet sahası bulacağına tam manasıyla emin olabilir.