Emre Karakebap

Emre Karakebap
@ekarakebap
"Felsefenin amacı ifade etmeye değmez görünecek kadar basit bir şeyle başlayıp, hiç kimsenin inanmayacağı kadar paradoksal bir şeyle bitirmektir." Bertrand Russell, 1918
Sayfa 112
Felsefe
Reklam
Sanırım yaptığı her şey çok değerliydi. Aldığı nefes, giydiği kıyafet, yediği yemek, gittiği yollar. Her şeye sahip olmak istiyor gibiydi. Kaçırdığı her dakikada ömrünü boşa harcadığını düşünüyordu. Bütün benliğiyle dünyayı yaşamak onu hissetmek istiyordu. Buraya sadece bunun için geldiğini düşünüyor olabilirdi. Hiç bir anını kaçırmadan sürekli yaşamak, sürekli hayattan keyif almaya çalışmak. Hangi boşluk böyle dolar ki?
Sanırım bu da alışkanlıktan oluyordu. Yani davranışları artık istemsiz bir hal almış, otomatikleşmiş, bilinç dışı güdülenerek böyle davranmaya devam ediyordu. Galiba yaptıklarının doğru ya da yanlış mı olduğunu düşünecek kadar çok vakti yoktu. Her şeye anında tepki vermesi gerekiyordu. En ufak bir tereddüt, bir duraksama, bir düşünme belirtisi sanırım ona göre acziyet belirtisiydi.
Neden olaylar kendi kontrolünden çıkmaya başladığında, daha etkili kişinin kendisi olmadığını gördüğünde, olaylara hükmedemeyeceğini anladığında bu acizliği ile gurur duymak yerine öfkeleniyor ve tekrardan kontrolü, hakimiyeti eline almak istiyordu?
Ya başkasının hayatını yaşıyorsa? Ya bütün bu duygular, düşünceler kendinin değil de bir başkasınınsa. Belki de kendini hiç bulamadıysa. Aradığı şey kendisi olmayabilir miydi?
Reklam