Şu an Çalıkuşu’nu bitirdim ve sıcağı sıcağına buraya yazmak istedim. Benim bu kitabı ikinci okuyuşum ve eminim ki asla son okuyuşum değil. Hatta ben bu kitap için özel bir çalma listesi bile oluşturdum. Gerçekten duygularım karmakarışık, kitabın kapağını kapattığımda içimde tarif edemediğim hisler oluştu. Bu arada Reşat Nuri Güntekin’in okuduğum ilk romanı Çalıkuşu. Bu kitap sayesinde diğer eserlerine de göz atacağım. Kesinlikle kitabın en sevdiğim yönü Feride’nin o kadar şey yaşamasına rağmen savaşmaktan vazgeçmemesi. Kitap Kurtuluş Savaşı yıllarında yazıldığı için ufak tefek yerlerde o dönemle alakalı şeylere yer veriliyor. Her okuduğumda daha başka detayları fark ediyorum. Kesinlikle her yıl okunması gerekiyor. Acaba ilerleyen yıllarda neler fark edeceğim?
Çalıkuşu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kitap gerçekten sıkılmadan tekrar tekrar okuyabileceğim bir kitap. Kitabı okurken kendimi o olayları sanki ben yaşıyormuşum gibi hissettim. O zamanın şartlarına göre Talat’ın Fitnat için yaptıkları çok güzel, insana okurken heyecan katıyor. Ama sonun güzel biteceğine okuru inandırıp kötü bitmesi biraz üzücü. Onun dışında mükemmel bir kitap. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Açıkçası okurken biraz daraldım. Çünkü adanın başına gelecekler azda olsa tahmin ediliyordu. Başkanın gelmesiyle adanın karışacağı çok açık ortadaydı. Ama sonun öyle bitmesini beklemiyordum. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Kişisel hırsların doğaya zarar vermesi de konu ediniyor. Livaneli’nin sade bir dille yazıp okuru da sıkmaması başka bir güzel ayrıntı.