Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depoladığımız kapların bir türüydü yalnızca. Hiç sihşrli tarafları yok. Sihir sadece kitapların söylediklerinde, evrenin parçalarını masıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde.
Harika bir distopya. 1950 lerde yazılmış olmasına rağmen gelecek ile ilgili öngörüleri inanılmaz. Özellikle insanların okumaktan uzaklaşarak enformasyon çağında olduklarına dem vurup ( aslında yaptıklarıyla bulundukları çağın alakası yok) “Survivor” daki yarışmacıları aynı kitaptaki gibi ailesinin bir parçası gibi benimsemesi müthiş.
Şu anda cidden de kitaptakine benzer olarak insanlar uzaklaştı okumaktan. Amacım yargılamak değil ama artık her şeyin en kısasını, özetini istiyoruz. Kafa yoracak bir şeye harcayacak zamanımız yok gibi davranıyoruz. Bilgisayarda, tablette, akıllı telefonda ve televizyonda bizi düşündürecek şeyleri görmeye tahammülümüz yok. Değişen renkler ve pikseller var sadece hayatımızda. Üzücü olayları yok sayıyoruz, her şey sadece eğlence merkezli.
Bu kitap belki bir uyanış, belki de uyanış için bir çağrı. Şu an yaşadığımız çağda ve içinde bulunduğumuz toplumda kitapları belki fiziksel olarak yakmadık ama kafamızın içinde yakıyoruz yavaş yavaş.
Yani bunu söylemek tabi çok saçma böyle bir kitap için ama okuduğum en harika, müthiş kitaplardan birisi. Neden bu zaman kadar okumamışım bilmiyorum. Çok büyük pişmanlık
Kurgu inanılmaz güzel. Söylenen her sözün, içinde bulunan tüm karakterlerin, gerçekleşen her olayın bir nedeni var. Boşa okuyacağınız tek bir sözcük, cümle, diyalog yok.
Konusunu herkes az çok biliyordur diye tahmin ediyorum. İşin özü şu iyi bir şey yapmak için kötü bir şey yapmaya hakkımız var mı?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma