Irgatbaşı:
- Neyse, dedi. Bunlar senin benim bileceğim işler değil. Biz şurda birer eciriz, köle. Mal sahibinin atı, itiyiz...
Usta'nın da tepesi attı:
- Beni karıştırma!
- Sen de maaşlı değil misin?
- Maaşlısı, evet. Atı, iti, eciri, kölesi...
- Değilsin ha?
- Değilim tabiî. Emekçiyim ben, köle değil!
Irgatbaşı kızgın güneşin altında göz alabildiğince uzanan tarlaya baktı. Canı iyice sıkılmıştı. Tadını kaçırıyordu bu adam artık! Terini elinin tersiyle sildi. Güneşin çiğ aydınlığı dağı, taşı eritmiş duman haline getirmişti sanki.