Bayağı ruhlar tutkularının esiridirler, başlarına gelenin tatlı veya acı oluşuna göre, mutlu ya da mutsuz olurlar. Yüce ruhlara gelince, uslamlamaları o kadar güçlüdür ki ötekiler kadar, hatta onlardan daha fazla tutkuları olsa da her zaman akılları egemendir ve acıları bile mutluluklarına yardım eder.
Miskinim, görmeye bayılırım ben,
Kıpır kıpır tenini
Oynak bir kumaş gibi sergileyen Güzelim bedenini!
Mavi, esmer dalgalı, burcu burcu, Başıboş bir denize
Benzeyen o derin, buruk kokulu Saçlarının üstünde,
Sabahın ilk serin rüzgârlarıyla
Uyanan gemi gibi,
Hülyalı ruhum, göğe, uzaklara
Açar yelkenlerini.
Acı, tatlı, hiçbir şey yansıtmayan
İki soğuk mücevherdir
Gözlerin. Şöyle bir baktığın zaman,
Karışır altınla demir.
Nideyim işi gücü, geceleri, afyonu
İksiri bana yeter o kubaran ağzının;
Gelince sana doğru kervanı arzuların
Bir sarnıçtır gözlerin, hüznümün içtiği su