"Arada bir benimle aynı düşünceyi paylaştığında ve çocuğun düş kırıklıkları sonunda sıradan yaşamın düş kırıklıkları olmadığında-mesele, bilindiği gibi her şeyin ölçütü sayılan şahısındı çünkü- bu düş kırıklıkları insanı özünden yakalardı."
"Benim gözümde, haklılıkları düşünceyi değil kendi şahıslarını baz alan bütün zorbaların sahip olduğu o muamma özelliği edinmiştin.En azından bana öyle gelirdi."
"Ürkek bir çocuktum, buna karşın bütün çocuklar gibi biraz da inatçıydım mutlaka, annem de şımartmıştı beni kuşkusuz, ancak çok güç idare edilebilen bir çocuk olduğuma inanmıyorum.; sıcak bir sözcüğün, usulca elimden tutulmasının, tatlı bir bakışın istenilen her şeyi sağlayamayacağına inanmıyorum. Bu arada özünde iyi kalpli ve yumuşak bir insansın ancak her çocuk iyiliği bulana kadar arama kararlılığına ve cesaretine sahip değildir."
"Küçükken," diye devam etti Todd, "anne babaların çocuklarını otomatikman sevdiklerini zannederdim. Öğretmenlerim öyle öğretmişti. Verdikleri kitaplarda böyle yazıyordu. Ben buna inanıyordum. Annemle babam ağabeyimi sevmiş olabilirler ama beni sevmediler."