Bir türlü kendimi o şüpheden kurtaramıyordum. Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki bunda aldanmış olmak bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.
Ben de inanmak noksanmış. Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için sana aşık olmadığımı zannediyormuşum.
Demek ki insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar..
Seyretmekte olduğu ve yakalamak istediği harikulade güzel bir kuşu küçük bir hareketiyle kaçıracağından korkan bir insan gibi atıl kalıyordum. Bu hareketsizliğin, korkuya dayanan bu teredtüdün daha zararlı olduğunu, insan münasebelerinde bir noktada taş kesilmiş gibi kalınamayacağını, ileriye atılmaya her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını karanlık bir şekilde seziyor ve içimde sessizce yanan fakat günden güne büyüyen bir endişenin yer etmeye başladığını hissediyordum.