eksuas

Film sahtekarlaştıkça o daha da fazla ağladı. Kadının felaket iyi kalpli biri olduğu için böyle ağladığını filan düşünebilirsiniz, ama ben onun yanında oturuyordum, değildi. Yanında küçük bir çocuk vardı ve felaket sıkılmıştı. Çocuk helaya gitmek istiyordu, ama o götürmedi çocuğu. Ona, ses çıkarmamasını, uslu durmasını söyledi durdu.
Sayfa 133
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Başka kim gidiyor diye hep böyle sorardı. Yemin ederim, bu herifin gemisi batsa, lanet bir sandalla onu kurtarmaya gitseniz, sandala binmeden önce mutlaka kürekte kim var diye sorardı.
Sayfa 40
Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.
Sayfa 23 - Kitaplar üzerine
Kapıyı kapatıp salona doğru yürürken arkamdan bağırarak bir şey söylediğini işittim, ama ne dediğini anlayamadım. Eminim, bana, "iyi şanslar!" filan demiştir. Ama, umarım dememiştir. Umarım o lanet sözü söylememiştir. Ben kimsenin ardından, "iyi şanslar!" diye bağırmam. O ne korkunç bir sözdür, bir düşünürseniz.
Sayfa 20
"Vay canına!" dedim. Ben sık sık böyle, "vay canına!" da derim. Bu, biraz ağzımın bozuk oluşundan, biraz da, bazen yaşımdan küçük biri gibi davrandığımdan. O zaman 16 yaşındaydım, şimdi 17 oldum, ama bazen 13 yaşındaymışım gibi davrandığım da oluyor. Çok gülünç bu, aslında. Çünkü boyum bir seksen dokuz ve saçımda aklar var. Gerçekten var.
Sayfa 14