Bildiğimiz gökyüzü basıp gitmiş, yerinde damlaların üstümüze saçan, gümüşten bir ırmak alıyordu. Kim bilir daha önce bu görüntüyle kaç kez karşılaşmış, onun altında gülmüş, acı çekmiş, sevmiş ve ölmüşüzdür. Ama günlük dertlerimizden başımızı kaldırıp kaç kez bakmışızdır bu ışıltılı sonsuzluğa?
Düşüncelerde yaşamak ne demektir bilir misiniz? Yüreğinizin tüm dünyayı içine alacak kadar büyüdüğünü ve aynı anda bir toz zerresi kadar küçüldüğünü hissettiniz mi hiç? Mutluluk bu kadar mı uzak?
“İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?
Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek? Ben toprağım, bana bakın! Ben her biriniz için aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz. Benim için önemli olan sizin sözleriniz değildir. Ben sizin dostluğunuza muhtacım, çalışmanıza, beni işlemenize! Saban izine bir Çekirdek, bir tohum tanesi atın, size 100 katını vereyim, küçük bir fidan dikin kocaman bir çınar vereyim! Evler kurun, temel olayım! üreyin, çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım! Derinim, yükseğim, büyüğüm, ucu bucağımda yok..hepinize yeterim ben…”