Henüz 19 yaşındayken ilk kitabını (Eddy’nin Sonu) yazan, 21 yaşında yayınlatmayı başaran, 30 Ekim 1992 doğumlu, genç Fransız yazar Edouard Louis.
Edouard Louis, ilk kitabını yayınlatmak için götürdüğünde, yayınevi yazılanları “gerçek olamayacak kadar abartılı bir kurgu” olarak görüyor ve basımını kabul etmiyor.
Yazar, varoluşçuluk üzerine yazdığı otobiyografik kitaplarının yayımlanmasıyla ülkesinde büyük tartışma yaratmış.
Yazdıklarının kurgu olmaması ve tüm çıplaklığıyla kaleme alması sebebiyle, başta ailesinden olmak üzere, çok sert eleştiriler almış. Öyle ki bu dönemde kimliğini değiştiriyor (ismini), ailesinden ayrılıyor.
Öte taraftan entellektüeller ve sanatçılar tarafından büyük destek görmüş. Özellikle üniversitede hocası olan akademisyen, sosyolog Didier Eribon’un büyük desteğini görüyor.
Otobiyografik yönü ağır basan bir kitap, kurgu metin değil. Yazarın otobiyografi olarak yazdığı üçüncü kitap (dördüncü kitabı henüz Türkçeye çevirilmedi), bilinenin aksine seri kitap değil, ayrı ayrı da okunabilecek kitaplar.
Babamı Kim Öldürdü kitabının güzel bir çeviri hikayesi var: Yazarın, yazım sıralaması olarak bakıldığında üçüncü kitap fakat Türkçeye çevirilen ilk kitabı.
Kitabın daha çevirisi yapılmadan önce oyun olarak tiyatroda (Kemal Aydoğan’ın yönetmenliğinde, Onur Ünsal’ın oyunculuğu ile Moda Sahnesi’nde) sahnelenmek istiyor. Bu vesile ile kitabın çevirmeni Ayberk Erkay, kitabın yazarına ulaşıyor. Yazara kitabın oyun olarak sergileneceğini bu yüzden çevirisini yapmak istediğini açıklıyor. Üçüncü kitabı olmasına rağmen Louis, Türkiye’de tanıtımının bu kitap ile olmasını kabul ediyor ve tiyatroda oyun olarak sergilenme fikrini de beğeniyor.
İyi bir yazar olma yolunda gelecek vaadeden Edouard Louis, aynı zamanda politik bir aktivist. Bu metinde de bu yönünü