Yolunu şaşırmış Mecnun, ordan oraya koşturup giderken biri ona, "Leyla öldü!" deyiverdi. Mecnun bu kara haber üzerine derhal durdu ve ellerini açıp şükretti:
"Hamd olsun Allah'ıma!.."
Bu sefer adam çok öfkelenip bağırdı:
"A aklı ve hayatı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanar hem de neden böyle söylersin?"
"Ben, o ay yüzlüden bir fayda elde edemedim. Bari başkaları da bir şey elde edemedim!.."
Mecnun bir fırsatını buldu, Leyla ile baş başa kaldı. Leyla da ondan bir dilekte bulundu:
"Ey aşık! Neyin varsa getir!."
"A ay yüzlü!.. Senin aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum.
Ne ciğerimde azıcık kan, ne geceleri gözümde uyku. Aşkın aklımı yağmaladıktan sonra her şeyim birer birer gitti.
Şimdi sahip olduğum tek şey yaralı bir kuşa dönmüş canım. Senden bir emir bekliyorum. Ver dersen hemencecik vereyim."
Leyla güldü bu sohbete. Sonra sitem etti:
"A yiğit!.. Ben senden bunu ne vakit istersem alırım, başka neyin var?!.
Bu söz üzerine Mecnun biraz düşündü, bakındı, arandı. Sonra birden hatırlamış gibi partal giysilerinin eprimis yakasından çıkardığı bir iğneyi Leyla' ya sundu:
"Vallahi varlık aleminde malik olduğum tek şey işte bu.
Bundan başka hiçbir nesneye sahip değilim. Bunu taşımamın sebebi ise yine sensin a gönlümü alan!.. Çölde, ovada, dağda, kırda senin hayalini izlerken çok düşüyorum; dikenler ayağıma batıyor. Bu iğne onları ayağımdan çıkarmak için."
"İşte ben tam da onu arıyordum. Aşkta gerçek isen, bu iğne sana nasıl layık oluyor, a perişan aşık!.. Bencileyin bir güzelin peşindeyken ayağına diken batsa o dikeni çıkarmak doğru olur mu? Eğer o dikeni çıkarırsan seninkine vefa derler mi?!.. Sevgili yolunda ayağına diken batan aşık, onu elbisesine takılmış bir gül görmeli değil midir? Gül dikeni, bir gül elde etmek için her yıl dikenlere sabrediyor da sen gül fidanından da aşağı mısın ki ayağında bir dikene sabredemiyor, onu iğneyle çıkarıyorsun? Leyla'nın aşkıyla ayağına batan diken, onun başkalarına armağan edeceği yüzlerce gül demetinden daha değerli değil mi yoksa?"
Leyla'ya sordular: ''Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni?'' Kara gözlü, kara saçlı, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü: ''Dostlar, bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?!..Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden...'' ''İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kurtlarla, kuşlarla konuşur oldu...'' ''İşte bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracığımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!..''