Elvin Zeynalzada

Diana isminde bir Be­yaz Rusyalı kızla iki ay birlikte yaşadım. Geceleri çalışıyordu. Gündüz­leri birlikteydik. Onu kurtaracağımı düşünüyordu. Ama kim kimi kur­tarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? "Kurtuluş" dedim. "Ankara'da bir mahalle" Fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok! Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce. Mısırlılar uğraş­mış efendileri kurtulsun diye. Ama nafıle. Çaresi yok. Kurtuluşu bekle­mek yararsız. Gelmez çünkü. Kontenjan dolmuş.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Onu gülerken görünce ben bi­le bir saniye için gerçekten mutlu olduğunu, birazdan tamamen istedi­ği bir şeye kavuşacağını düşündüm. Ama bir mikrokamerayla sırıtan ağzından içeri girilseydi. Beynine doğru çıkılsaydı.
Yazamıyorum. Kafam­daki binlerce düşüncelerden birini yakalayıp, terbiye edip cümlelerle hayat veremiyorum.
Ailem çok uğraştı benim iyi bir eğitim alabilmem için. Bir sürü oku­la gittim. Sürekli taşınmalarımızın bir hediyesi. Önceleri okul bana iyi geldi. Öğretmenler bana ölümü unutturabiliyordu. Ama sadece birkaç yıl sürdü kürsüdekileri önemsemem. Sonra anlamamaya başladım okulu. Neden bir sınıfta toplanıp, bir kişinin dediklerini dinleyip not alıyoruz, diye düşündüm . Eğer bu soruyu sormasaydım çoktan ulusla­rarası politika lisansımı tamamlamış olurdum. Midem bulanmasaydı kağıt ve kalemden, kitaplardan, doktora bile yapardım. Bir zamanlar hayal ettiğim gibi bir devlet adamı olurdum. Ama benim, her zaman için hatam çok soru sormam oldu. Bu huyum çok meraklı olmamdan değil, yanıtları bilemeyişimdendi. Bana yöneltilen sorulara yine soru­larla yanıt verebiliyordum ancak. Süründüğüm üniversitelerde herkes heyecanla dört beş yıl sonrasını düşünerek anlatılanları dinlerken, ben amfinin sıralarına hikayeler yazdım evimin kapısının üst kilidinin anahtarıyla ... Terk ettim okulu. Belki hala bir yerlerde kayıtlarım duru­yordur ve yoklama kağıtlarına "yok" yazılıyorumdur. Ve belki de benim için söylenecek en yerinde kelimedir. Ben yokum! En azından yokmu­şum gibi dönsün dünya diye nefesimi bile tutmuştum bir zamanlar. Bendeki erken yükselişin ve daha hayatın yeni öğrenilmesi gereken yaş­ta bu noktaya varmış olmamın nedenini bilmiyorum. Belki de ben dünyadan daha hızlı döndüm. Hepsi bu. Gölgesinden hızlı silah çeken o çiz­gi film kahramanı gibi. Sonra son olduğuna inandığım bir hale geldim. Kayra bana "Son yoktur" dedi.
" Yarar yok bu dünyada! Ölüm varsa yarar yok! Ölüm bütün sihri bozar. Kurtardığın hayatlar da ölür. Aldığın Nobeller de paslanır. Doğ­ duğun evler de yıkılır. Bin yıl yaşa, görürsün! " dedim kendime ...