Düşünün, yaşlısınız, hayatınızın son aşamalarındasınız, anlayacağınız, çok bir şey kalmamış yani. Bahçenizde oturmuş, gözünüzü şöyle yemyeşil bir ağaca dikmişsiniz. Yaşamınızdan anılar gözlerinizin önünden film şeridi gibi geçiyor. Sonra düşünüyorsunuz, 'bu kadarlık ömrüm, yaşanmaya değdi mi? Bir şeyler yapa bildim mi? Mutlu, ah, evet, mutlu, mutlu ola bildim mi?'
Bu konuyu birisi, yakın bir arkadaşınız, değer verdiğiniz birisi öldükten sonra düşünmeniz muhtemeldir. Bu gün ben de üzerinde biraz düşündüm, bir arkadaşım, değer verdiğim biri yüzünden...
Düşünelim, bol olduğunu sandığımız, ama aslında düşündüğümüzden çok daha az olan o değerli zamanımızdan biraz ayırarak düşünelim. 'Ömrüm yaşanmaya değdi mi?' sorusuna iyi bir cevap vermek, belki de bu soruyu hiç sormayacak kadar iyi yaşanmış bir hayata sahip olmak için düşünelim.
Alın işte size yardımcı olacak bir kitap. Çünki bu kitapta, adından belli olduğu gibi mutluluk ve yaşamımızın kısalığı üzerine Seneca'nın konuya stoacı yaklaşımını, en önemlisi hayati sorularmınızın üzerinde düşündürtecek düşüncelerini göreceksiniz.
İlgili düşüncelerimde beni bir addım daha ileriye götürdüğü için bu kitabı okumanızı, tabii ki de, tavsiye ederim.