Hazır Kurban Bayramındayız, Atatürk’ün hayvanseverliğinden ve Kurban Bayramı ile alakalı bir anekdotundan bahsedeyim.
Mustafa Kemal Atatürk, çok hayvansever ve insanlara olduğu kadar hayvanlara da merhametle yaklaşan bir insandı. Kendisinin birçok köpeği de olmuştur zaten. Alp, Alber, Foks gibi gibi. Hatta Foks öldükten sonra mumyalandırılıp, Atatürk’ün karşısına çıkarıldığında kendisi mumyalanan köpeğinin karşısına sandalye çekmiş, hüzünle oturmuş ve sonrasında sadık dostunun usule uygun şekilde defnini talep etmiştir. Bu talebi karşılanmamıştır fakat. Ki hepimizin bildiği üzere Foks şu an Anıtkabir’deki müzededir.
Bir gün Atatürk’ün çok sevdiği bir tay hastalanır. Veterinerler tedbir gereği yanına yaklaşmaması gerektiğini tembihleseler de, Atatürk eldiven ve maskeyle tayın yanına gider. Tayın yelelerini okşar, onu sever ve ona veda eder. Bir av sırasında kuş vurduktan sonra vicdan azabı çekip, üzülüp; bir daha da ava çıkmamıştır aynı zamanda kendisi.
Böyle bir insanın Kurban Bayramına karşı bakış açısı nasıldı peki? Bunu da şu anekdotla aktarayım:
Günlerden bir gün Atatürk, Dıyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’ye Kurban Bayramında kurban kesmek yerine maddi destekle ihtiyaç sahiplerine yardım yapılmasının dinen uygun olup olmadığını sorar. Yani insanlara, maddi durumu iyi olmayanlara para yardımı yapılıp yapılamayacağını sorar.
Böylesine güzel bir liderimiz, Atatürkümüz vardı işte. Hâlâ da var. Ölmedi, içimizde yaşıyor. Sizlerden ricam, onu iyi tanıyın. Onu iyi tanımazsak ölür. Kahramanlarımız, onları unutursak ölürler. Şehitlerimiz, unuttuğumuzda ölürler. Pek değerli bir Kıbrıs gazimiz, onunla röportajımız bittikten sonra bana şunu söylemişti: ”Gazi, unutulduğunda ölür.”
Yani kahramanlarımızı unutmayalım. Kahramanlarımızı sadece