YILMAZ TİZGÖL

YILMAZ TİZGÖL
@ylmztzgl
Yaşamayı seviyorum, Kuşları ağaçları ve insanları ...elimden geldiğince hissetmeye çalışıyorum yağmuru ,rüzgarı ve karı, çalışmayı kutsuyorum alın terini ve yorgunluğu demli bir çay gibi...
MUTLULUĞU MANDALLADIM
Mutluluğu mandalladım Gönül telime, rüzgarda uçuşan çamaşırlar gibi... Güneşe hasret.... Turuncu renklere bulanmış haliyle. Sıcacık bakışlarını hissederim , gözlerini kapatsan bile. Kaç bilinmemiş ırmaklar getiririr bana kokunu senin. Hangi gül sularıyla yıkandı o kutsal tenin. Koklasam doyasıya saçlarının telini... Haceri esved gibi dokunsam tenine. Sarılsam ruhu mücerred gibi beline. Kurban olsam, gözlerindeki hüzüne. Kıblegahım olsan uzaktan olsada. Dönsem yüzümü, sürsem yüzümü toprağına... Sevaplarım günahlarım koysam önüne, diz çöksem Hayaller gerçek olurmu?
Şiir
Reklam
BABAMIN MİRASI
İnce belli bir çay bardağı başucumda kum saati Her kum tanesi ömürden bir gün Yetmiş iki yerden kırılır mı bir gönlün takati Bir öncekinden acımasızsa her dün Katli vaciptir beklenen bu son gün. Bassana bağrına şu yaşlı başımı Parmakların dolaşsın saçlarımda Erkek adam nasıl ağlarmış görsünler Ne fark eder ha altmışında ha otuzunda Hep kadınlar mı ağlayacak erkeklerin omuzunda. Sözün bittiği yerdeyim gözümün önünde yüzün Birkaç damla gözyaşı birkaç tutam hüzün Ne kapanmaz yaraymış, birde zaman her derde devadır derler… Oysa ben arasındayken kapanmış gök ile yerler Sevgiden daha çok şefkata ihtiyacım Başımdan büyük dertlerim, darağacına muhtacım Kendime celladım ben verilecek bir başım Elliyi çoktan aştım ama bir çocuk kadar yaşım. Yırtılsa şu göğsüm her kaburgam bir Havva Sura üflenmeden kapanmaz vallahi bu dava. Hakkım varsa helal olsun, ki ram’dım emrine Bir tek onun sevgisi merhem olurdu derdime Ne sevdiğini söyledi ne başımı okşadı Bir kez olsun aferin deyip, benim ile coşmadı Adam olmaz senden derdi hiçbir gün unutmadım Adam olmadım baba yüzünü karartmadım.
Şiir
Vicdan
VİCDAN Vicdan terazisinin boşsa kefesi? Günahlarla doludur gizli kesesi. Hangi dertle alınır söyle darası? Bu gönül yarası derman bulur mu? Dermanım derdimse şifa olur mu? Değersiz hissedersen bir gün kendini. Galip ilan etmiştir dünya fendini. Seller gibi coşsa da aşmaz bendini. Bilirsin haddini, eğiktir başın. Kemale ermeğe gerektir yaşın. Sor bakalım kolay mı bırakıp gitmek? Bedenini aldatıp ruhu terk etmek. Geçmişini unutup herkese küsmek. Tüm umudu kesmek kolay mı sanki? Yırtılan gururu sen dik yeter ki. Kabrine gül ekerse üç ağlayan el. Tozlarını uçurur poyraz esen yel. Kumlarını sürürse gözden akan sel. Bağrıma basayım desen olur mu? Vuslat ahirette, zaman vurur mu? Bu dünyada hiçbir şey istemem sizden. Kibir rüzgârı neler kopardı bizden. Hesaplar ahirette işte bu yüzden. Aynaya bakacak yüzümüz var mı?
Şiir
Neden Suskunum
"Niye suskunsun?" dediler. "Söylemekten vazgeçtim." dedim. "Neden vazgeçtin?" dediler. "Sözlerimin bir kıymet-i harbiyesi yoktu da ondan." dedim. "Peki sonuç ne oldu yani?" dediler. "Söylenmemiş sözleri biriktirdim yıllardır." dedim. "Nasıl sözlermiş bunlar?" dediler. "Boğazda düğüm olmuş; ne yutulmuş, ne de unutulmuş sözler." dedim. "E sana ne faydası olacak ki bunların?" dediler. "Tohum sadece düşer toprağa, fayda beklemez." dedim. "Ooo... Ölme eşeğim ölme!" dediler. "Kör ölünce badem gözlü oluyormuş ya..." dedim. "Sen kör müsün?" dediler.
Şiir
Anılar
Anılar... İçimde yaradır. Ya kabuk bağlamış, istiflenmiş, ya da tımar edilmeyi bekleyen; ve her güne yenilerini ekleyen bir döngünün, ya da fütursuzca edilen bir sövgünün, yarım kalmış kararların ardında hesapsız bir zarar. Kapağı kapatılamamış, kara kabuklu bir defterde yarım kalmış bir muhasebe. Ve her seferinde, bakılmaksızın sebebe... Müsebbibi olunmamış nedenin, ve sebepsiz bir neferin; içindeki kine mi söyle, kime yarar? Bir sigara içimi... Bu şekilsiz biçimi... Hiç mi yok gerçekten bir işareti, bir imi? İnsan bu, bildiğin... Yaralar mı kendini bu kadar? Bardağı taşıran son damla gibi; dokunsan acır, dipsiz bir sızı. Her gün beslesen de içindeki bu arsızı. Her hâlükârda
Şiir
Reklam