YILMAZ TİZGÖL

YILMAZ TİZGÖL
@ylmztzgl
Yaşamayı seviyorum, Kuşları ağaçları ve insanları ...elimden geldiğince hissetmeye çalışıyorum yağmuru ,rüzgarı ve karı, çalışmayı kutsuyorum alın terini ve yorgunluğu demli bir çay gibi...
BEN ÇOK İYİ GİDERİM
Ben çok iyi giderim biliyormusun Sessiz sedasız İyi giderim velhasılı kelam Acıtmak istemesemde... manasız İstemesemde acınmak hilafsız Acır... Acı olur benim gitmelerim. İki damla göz yaşı hüküm giyer önce asılı kalırlar göz pınarlarıma Hafif hafif sallanırlar düşmemek için, Kırarmış sakallarıma Dar ağacı misali insafsız Hafiften de olsa anlamsız Islak olur benim gitmelerim Her bahane canımı acıtsada Her gitme biraz yarım kalır Yarım gitse... yarım kalır Dönmek dişlisi olsada dönük Kelimeler yırtık sökük Kırık olur benim gitmelerim Kaç kırık kalp ve ıslak kirpikler bıraktım ardımda Kaç söylenmemiş söz yutulup kalmış Harabeden farksız darmadağın yatağında Utangaç gözler... Kapağını kaldıramamış Elvedalar hedefini bulamamış Buruk olur benim gitmelerim
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bak hele
Bak Hele Hele güzel olmaya görsün bir kadın. Hele birde farkındaysa güzelliğinin... Her şeye hakkı olur be gülüm zalimliğe bile... Ve her türlü vefasızlığa! Hele olmasın bakışları hülyalı, zülüfleri rahiya... Dudakları gül kurusu... Saçları lüle lüle Gözleri göl yeşili Hele... bak hele işvesi boyundan büyük. Elleri maharetli bereketli.... Gözlerinde her daim hüzün. Dudaklarında gizli bir tebessüm . Kır çiçeği edası. Çölde serap havası
Şiir
MUTLULUĞU MANDALLADIM
Mutluluğu mandalladım Gönül telime, rüzgarda uçuşan çamaşırlar gibi... Güneşe hasret.... Turuncu renklere bulanmış haliyle. Sıcacık bakışlarını hissederim , gözlerini kapatsan bile. Kaç bilinmemiş ırmaklar getiririr bana kokunu senin. Hangi gül sularıyla yıkandı o kutsal tenin. Koklasam doyasıya saçlarının telini... Haceri esved gibi dokunsam tenine. Sarılsam ruhu mücerred gibi beline. Kurban olsam, gözlerindeki hüzüne. Kıblegahım olsan uzaktan olsada. Dönsem yüzümü, sürsem yüzümü toprağına... Sevaplarım günahlarım koysam önüne, diz çöksem Hayaller gerçek olurmu?
Şiir
BABAMIN MİRASI
İnce belli bir çay bardağı başucumda kum saati Her kum tanesi ömürden bir gün Yetmiş iki yerden kırılır mı bir gönlün takati Bir öncekinden acımasızsa her dün Katli vaciptir beklenen bu son gün. Bassana bağrına şu yaşlı başımı Parmakların dolaşsın saçlarımda Erkek adam nasıl ağlarmış görsünler Ne fark eder ha altmışında ha otuzunda Hep kadınlar mı ağlayacak erkeklerin omuzunda. Sözün bittiği yerdeyim gözümün önünde yüzün Birkaç damla gözyaşı birkaç tutam hüzün Ne kapanmaz yaraymış, birde zaman her derde devadır derler… Oysa ben arasındayken kapanmış gök ile yerler Sevgiden daha çok şefkata ihtiyacım Başımdan büyük dertlerim, darağacına muhtacım Kendime celladım ben verilecek bir başım Elliyi çoktan aştım ama bir çocuk kadar yaşım. Yırtılsa şu göğsüm her kaburgam bir Havva Sura üflenmeden kapanmaz vallahi bu dava. Hakkım varsa helal olsun, ki ram’dım emrine Bir tek onun sevgisi merhem olurdu derdime Ne sevdiğini söyledi ne başımı okşadı Bir kez olsun aferin deyip, benim ile coşmadı Adam olmaz senden derdi hiçbir gün unutmadım Adam olmadım baba yüzünü karartmadım.
Şiir
Vicdan
VİCDAN Vicdan terazisinin boşsa kefesi? Günahlarla doludur gizli kesesi. Hangi dertle alınır söyle darası? Bu gönül yarası derman bulur mu? Dermanım derdimse şifa olur mu? Değersiz hissedersen bir gün kendini. Galip ilan etmiştir dünya fendini. Seller gibi coşsa da aşmaz bendini. Bilirsin haddini, eğiktir başın. Kemale ermeğe gerektir yaşın. Sor bakalım kolay mı bırakıp gitmek? Bedenini aldatıp ruhu terk etmek. Geçmişini unutup herkese küsmek. Tüm umudu kesmek kolay mı sanki? Yırtılan gururu sen dik yeter ki. Kabrine gül ekerse üç ağlayan el. Tozlarını uçurur poyraz esen yel. Kumlarını sürürse gözden akan sel. Bağrıma basayım desen olur mu? Vuslat ahirette, zaman vurur mu? Bu dünyada hiçbir şey istemem sizden. Kibir rüzgârı neler kopardı bizden. Hesaplar ahirette işte bu yüzden. Aynaya bakacak yüzümüz var mı?
Şiir