Banu Avar, severek ve ilgiyle takip ettiğim yazar, konuşmacı, araştırmacı. Önceden birkaç kitabını okumuş ve güzel bilgiler edinmiştim. Bu kitabında da yine araştırmacı ve detaycı kimliğini ortaya koymuş.
Hem geçmiş hem güncel gelişmelerle harmanlanmış yazılarının derlendiği kitapta, birçok bakış açısı, okuyucuya yol gösterip beyin fırtınası yaptırıyor. İsyan, savaş, büyük çaplı gösteri veya hareketler gibi toplumsal olayların ardındaki etkenler çoğu zaman tartışılır. Fakat büyük çaplı olmanın yanında çoğu küçük çaplı görünen, araştırıldığında ise arka planında 'ağa babaların' olduğu görülen nice gelişme var ki Banu Avar da bu noktalara mükemmel şekilde dikkat çekmiş. Mesela ilde az kişiyle gerçekleştirilen sokak yürüyüşü, protesto, eylem, hayvan veya insan hakları veya doğa haklarıyla ilgili herhangi hareketin "fonlayıcı"ları ve fikir sahipleri; dünyaya yön vermeye çalışan ve büyük ölçüde de başaran kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri, şirketler, istihbarat birimleri, düşünce kuruluşları çıkabiliyor. Masum ve tamamen insancıl görünen hareket, aslında birilerinin amacını gerçekleştirmek için düzenlenmiş ve maddi açıdan desteklenmiş eylemler olabiliyor. Bunu çözmenin yolu da Attila İlhan ın vurguladığı gibi "parayı takip etmek"ten geçiyor. Hareketin başındaki başkan, öğrenci, temsilci, üye, öncü vs çoğu zaman kökü dışarıda kurum ve kuruluşların maddi/manevi desteğini alan piyon, kukla, köle, maşa, oyuncak ya da ABD'li birinin dediği gibi "eldiven" rolünde. Devlet yöneticileri de küçük topluluk önderi de eldiven rolünde olabilir. Kullanılırlar, iş bitince de atılırlar. Saddam Hüseyin, Şah, Pinoşe, Kenan Evren, Adnan Menderes, Kadir Kadirov, Hüsnü Mübarek gibilerinde olduğu gibi. Ya da siyasi ve menafaatine uygun emelleri için hareket eden baro başkanları, parti