Seküler Milliyetçilik ve zihinsel dönüşüm
Puan vermedi·160 syf.·
2026 4. kitabı
Seküler Milliyetçilik, Türk milli kimliğini dini referanslarla değil, "rasyonel metot"larıyla açıklamaya çalışan bir ideoloji. Esasen Bahadırhan'ın fikirleri dine karşı değil ama dinin dostu da değil sadece hayatın dini kurallara göre belirlenmesini isteyenlerden hazzetmiyor ve haklı da. Milli kimliği dil, tarih, ortak kültür ve vatandaşlık bağı gibi dünyaya has değerler üzerine inşa eden bir siyasi ve toplumsal akımın kurgulayıcısı bir fikir olan seküler milliyetçilik, İslamın her alanda söz sahibi olan belirleyiciliğine şüpheyle yaklaşıyor. Hatta şunu söyleyebilirim Necip Fazıl'ın Cumhuriyet elitine karşı açtığı cephenin tam karşısında konumlanıyor Bahadırhan, bilirsiniz Necip Fazıl'ın şöyle bir şiiri var; "Ne put adam, ne ham yobaz, ne bozkurt; Yeni nizam, yeni insan, yeni yurt." Bu Necip Fazıl'ın çok önce deklare ettiği gibi işaret fişeği idi, nitekim "Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap." sözü de küçük teferruatlarla aynı kapıya çıkar. Put Adam tabiri Necip Fazıl literatüründe Mustafa Kemal ve Kemalizm'e karşılık gelirken, aynı adı yayınlatamadığı için Arap bir kişiye Türkiye'nin yeni nizamını Arap ülkelerine olumsuz propaganda eden kitabı da taşıyordu. Bahadırhan seküler milliyetçiliğin mucidi olmasa bile isim babası sayılabilir çünkü bu akımı böyle sistematik bir şekilde ele alan olmadı. Bahadırhan kısa yoldan "Türk-İslam Sentezi"ni yok etmek istiyor gibi görünüyor. Aslında Türk-İslam sentezi de bu karşı koyuş karşısında aciz ve çürük görünüyor... Zira Türk-İslam sentezi denilen fikir akımı adından da sorunlu olduğunu belli eder, sentez için tez ve anti-tez çarpışır, zıtlıkta bir ara yol, yeni form bulunur. Oysa ne Türk İslam'ın tezi, ne de İslam Türk'ün anti-tezidir. Necip Fazıl, Cumhuriyet inkılabını
Seküler Milliyetçilik 2: 21.Yüzyılda Türk Milliyetçiliğinin PratiğiM. Bahadırhan Dinçaslan · Liberus · 202455 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2026 7. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 11:08
"Efruz Bey kitabını okumaya başladığımda çok sıkılmıştım. İlgimi çekebilecek herhangi bir şeye rastlayamadım. Yine de çoğu kitap gibi ilerleyen bölümlerde ilgimi çeker diye vazgeçmedim ve okumaya devam ettim. Lisan ile ilgili bir bölüm oldukça dikkatimi çekti. Efruz bey o bölümde "eldiven" kelimesinde "-diven" i edat olarak görmemizi ve çoraba da "ayakdiven" diyebileceğimizi söylüyordu. Bir topluluk önünde Türkçe'yi yanlış kullandığımızı yani Arapça'dan, Farsça'dan vb. Türkçe'ye geçen sözcükleri artık kullanmamamız gerektiğini öz Türkçe'ye geçmemiz gerektiğini söylüyordu. "Türkçe, eski Türkçe'dir." Topluluk içinde bu fikre katılanlar olduğu kadar katılmayanlar da vardı. Ama en sonunda herkes kabul etmek zorunda kalıyordu ve o gün herkes öz Türkçe'ye geçmek için araştırmalar yapıp diğer dillerden geçen sözcüklerin yerini doldurmaya çalışıyordu. O gece Efruz bey 120 cilt kitap okuyup tekrar o topluluğun önüne geçiyor. Dün söylediklerimi unutun öz Türkçe'ye geçmek ya da öz Türkçe'yi aramak yanlış bir karardı diyor. Topluluk büyük bir şaşkınlıkla "Ama nasıl olur dün böyle söylüyordunuz, şimdi böyle söylüyorsunuz." diyince Efruz bey hata yaptığını zaten diğer dillerden geçen sözcükler bizim dilimize uygun olmasaydı geçmeyeceğini ya da geçerken dilimize uyarlanarak geçtiği için bir sorun teşkil etmeyeceğinden bahseder." "Hakiki canlı lisan konuşulan lisanmış!"
Efruz BeyÖmer Seyfettin · Ötüken Neşriyat · 20182,014 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar
1/10
·368 syf.··
2026 10. kitabı
(Çok uzun oldu ama ayrıntılı olarak anlatmak zorundaydım üzgünüm) Kitapla ilgili güzel olan sadece iki şey var. Biri tasarımında AI kullanılmamış olması, diğeri de ismi. Ancak kitabın içeriğinin ismiyle pek bir alakası yok. Bence. Yani ismi okuduğunuzda karanlık, dram dolu bir kitap okuyacağınızı düşünüyorsunuz – en azından ben öyle düşünmüştüm – ancak kitap, erkek karakterle kadın karakterin atışmalarından ve mafyacılık oynamalarından ibaret. Üstelik aile içi şiddet, kadına şiddet, taciz, tecavüz gibi konulara dikkat çekebilecek bir kitap olacakken bu konuda epey eksik kalmış, hatta bana kalırsa tacizin altını epey boşaltmış. Bu kitap için en iyi şekilde olay örgüsünü takip ederek inceleme yazabilirim diye düşünüyorum, o yüzden öyle ilerleyeceğiz. Tabii bu da spoiler içereceği anlamına geliyor. Kitabı erkek karakter Arden Deniz ve kadın karakter Güneş Ay’ın bakış açısından okuyoruz. Çocukluk dönemlerinden birer bölüm okuyarak başlıyoruz. İkisinin ailesi de yoksul, babaları iğrenç insanlar ve eşlerine de çocuklarına da şiddet gösteriyorlar. Güneş’in annesi onu gayet seviyor ve önemsiyor ancak Arden annesi tarafından pek de önemsenmiyor. Mert isminde küçük bir kardeşi var, annesi asıl onu seviyor. Arden yine de annesini de küçük kardeşini de elinden geldiğince koruyor. Güneş’i de babası borçlarını ödeyemediği için mafya kaçırıyor. Bu mafyadaki adamlardan birinin adı da Mert, ne garip. Sonrasında günümüzden devam ediyoruz. Arden komiser olmuş, Güneş de yine yoksul biri ve barmen olarak çalışıyor. Bunların ikisinin de ortak bir amacı var. Bülent Ali Yaman’ı öldürmek çünkü bu adam Güneş’in sevgilisini, Arden’in de kardeşi Mert’i öldürmüş. Anlamışsınızdır muhtemelen ama söyleyeyim yine de, Güneş’in sevgilisi dediğimiz kişi de Mert. İlerideki bölümlerde öğreniyorduk
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026220 okunma
çok duygusal
9/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Hamnet aslında bize Shakespeare’den çok onun karısı olan Agnes ve çocuklarını konu alan bir kurgu roman. Bazı bölümler hem geçmişe hem şimdiki zamana gideceksiniz. Kitabı okurken Agnes’in ne kadar zorlu yollardan geçerek hayatını bir düzene koymaya çalıştığını göreceksiniz. Çocukken geçirdiği kayıp, büyüdüğünde üvey annesinin ona çektirdiği kötü zamanlar ona Agnes olmayı öğretti. Agnes’in insanların elini tuttuğunda onlar hakkındaki hislerini bilmesi, yabani bitkilerden ilaçlar hazırlaması (en sevdiğim kısımlardı) hayvanlarla olan yakınlığı; insanların onu “cadı” olarak görmesiyle başlıyor. Diğer tüm insanlardan hem karakter hem davranış olarak çok farklı. Ve bu farklılığı Latince öğretmeni olan kocasının ona aşık olmasıyla devam ediyor. Kocası,ailesiyle hiç mutlu olmayan bir evde yaşıyor. Her gün kavga ve mutsuzluk yaratan bir babayla yaşamak ona eziyet gibi geliyor. Maddi durumları da cabası. Agnes ve Latince öğretmeni evlenerek mutlu yuvalarını kurmak için çözüm yolu arıyorlar. Ve çareyi kocasının Londra’ya gidip önce eldiven satıp sonra tiyatroda çalışmasında buluyorlar. Gelen geçen zaman üzerine 3 tane yavruları oluyor. Avrupa’ya yayılan veba salgını onların mutluluğunun kısa olmasını sağlayacak. İkiz kardeşlerden olan Judith ve Hamnet’in kardeşlik bağlarını okurken çok duygusallaşacaksınız. Kardeşlik sevgisinin bile ölümün önüne geçmek isteyen bir duygu olduğunu hissediyoruz. Hamnet’in ölümü üzerine aileye kara bulut gibi çöken o yas ve boşluk içimi çok acıttı. Oğlunun ölümüne alışamayan bir anne, o mutsuz yaşamdan oğlu ölmesine rağmen tekrar kaçmak isteyen bir baba ve kardeşini çok özleyen bir çocuk. Agnes’in çocuklarını dünyaya getirirken çektiği doğum acıları, kocasının uzakta olup aralarındaki bağın zayıfladığını hissetmesi ve çocuğunu kaybetmesi onun bir
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2026 12. kitabı
Banu Avar, severek ve ilgiyle takip ettiğim yazar, konuşmacı, araştırmacı. Önceden birkaç kitabını okumuş ve güzel bilgiler edinmiştim. Bu kitabında da yine araştırmacı ve detaycı kimliğini ortaya koymuş. Hem geçmiş hem güncel gelişmelerle harmanlanmış yazılarının derlendiği kitapta, birçok bakış açısı, okuyucuya yol gösterip beyin fırtınası yaptırıyor. İsyan, savaş, büyük çaplı gösteri veya hareketler gibi toplumsal olayların ardındaki etkenler çoğu zaman tartışılır. Fakat büyük çaplı olmanın yanında çoğu küçük çaplı görünen, araştırıldığında ise arka planında 'ağa babaların' olduğu görülen nice gelişme var ki Banu Avar da bu noktalara mükemmel şekilde dikkat çekmiş. Mesela ilde az kişiyle gerçekleştirilen sokak yürüyüşü, protesto, eylem, hayvan veya insan hakları veya doğa haklarıyla ilgili herhangi hareketin "fonlayıcı"ları ve fikir sahipleri; dünyaya yön vermeye çalışan ve büyük ölçüde de başaran kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri, şirketler, istihbarat birimleri, düşünce kuruluşları çıkabiliyor. Masum ve tamamen insancıl görünen hareket, aslında birilerinin amacını gerçekleştirmek için düzenlenmiş ve maddi açıdan desteklenmiş eylemler olabiliyor. Bunu çözmenin yolu da Attila İlhan ın vurguladığı gibi "parayı takip etmek"ten geçiyor. Hareketin başındaki başkan, öğrenci, temsilci, üye, öncü vs çoğu zaman kökü dışarıda kurum ve kuruluşların maddi/manevi desteğini alan piyon, kukla, köle, maşa, oyuncak ya da ABD'li birinin dediği gibi "eldiven" rolünde. Devlet yöneticileri de küçük topluluk önderi de eldiven rolünde olabilir. Kullanılırlar, iş bitince de atılırlar. Saddam Hüseyin, Şah, Pinoşe, Kenan Evren, Adnan Menderes, Kadir Kadirov, Hüsnü Mübarek gibilerinde olduğu gibi. Ya da siyasi ve menafaatine uygun emelleri için hareket eden baro başkanları, parti
Gün O GündürBanu Avar · Remzi Kitabevi · 2019223 okunma
Okuma keyfi yüksek ama çok hüzünlü..
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 12:36
Kim kimdi,Hamnet mi,Hamlet mi,Shakespeare mi?Hepsi kafamın içinde makul bir zemine oturdu,hemen anlatayım.. Dünyaca ünlü oyun yazarı William Shakespeare ve ailesini konu ediyor.(Ama kitapta bir kere bile Shakespeare ismiyle karşılaşmıyoruz)Eldiven tüccarı olan kalabalık sayıda kardeşli kendi ailesi,eşi Agnes ve onun ailesi,evlenmeleriyle aileye katılan üç çocuk. On bir yaşında ölen oğlunun ardından yaşanan yas süreci kitabın omurgasıydı,yasın aile üzerindeki etkisi, yarattığı boşluklar ve herkesin yasını kendi mizacında yaşaması ya da savrulması.. Kitap da daha çok annenin yasına tanık oldum hatta babanın vurdumduymazlığına kızarken buldum kendimi..Ama sonunda işin hiç de öyle olmadığını babanın yasının sanata dönüşümünü,William Shakespeare ve ünlü trajedisine ilham olduğunu gördüm. Yazarın anlatım dilindeki özgünlüğü çok sevdim,akışın tek düzlemde değil de zaman arası geçişlerle ilerlemesi de benim için keyifliydi. Okumayı düşünenlere keyif dilerim.Güzel kitaplara.. Hamnet
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma