Hep hayatımız böyle geçse. Böyle, insanlığın ihtiras karanlıklarından azade, bu saf ve parıltılı hayat devam etse.
Ah, bu insanların arasında yaşamaktan ne kadar nefret ediyorum bilseniz.
Ah, bir zaman ne çabuk memnun olurdum! Her şey benim için bir saadet sebebi teşkil ederdi. Bütün güzel şeylere karşı öyle şairane bir kapılmışlığım vardı ki..
Sanki bütün yaşayan insanların, bütün yaşamış ve ölmüş insanların elem yükü hep benim omuzlarımda, hepsini ayrı ayrı çekiyorum. Bir saniye benim için bir hayatın azabına yetiyor; ne ağırlık!
Bütün cihanda ömür adanacak bir emel bulup da kalbi dolduramamaktan, hiçbir şeyin șu usancı imha edemeyeceğine kanaatten, bütün unutmak için sığındığı göğüslerde ruhundaki hüsranı şiddetlendiren kederlere tesadüf etmekten gelen müzmin bir acıyla hasta olmuştu.