•Livaneli’nin okuduğum ilk kitabıydı. Sade bir dille yazılmış .Olayların akışı da güzeldi. Ayrıca tasvirlemeleri çok hoşuma gitti.
•Kitapta olaylar ‘yeryüzü cennetimiz’ dediği bir adada gerçekleşiyor. Bir sürü ağaçların, martıların, insanların eşit olduğu bir yer hayal edin. Herkes mutlu, huzurlu bir şekilde yaşıyor.
Daha sonrasında bu adaya siyasi kişilikli bir adam geliyor ve kötü olayların ardı arkası kesilmiyor. Bu kişi ekolojik dengeyle birlikte her şeyi bozuyor. Onun arkasında durmayanları ise komünist olarak suçluyor. Ayrıca, bence en iyi karakter denilebilecek fakat başlarda adı çok geçmeyen biri daha var; bakkalın oğlu. Kimse onu fark etmese de aralarındaki en yürekli kişi diyebiliriz. Hikayenin sonunda da yaptığı hareketle yürekli olduğunu belli ediyor.
•Kitapta ‘Boyun eğen insan soyunun mu, yoksa baş kaldıran martıların mı daha akıllı olduğu sorusu sorulmalı’ gibi bir cümle geçiyor. Aslında kitabı okumadan bu cümle saçma geliyor fakat olayları bildiğinizde çok düşündürücü ve ne yazık ki ikincisinin doğru olduğunu görüyoruz.
•Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir, diyor Yaşar Kemal.