“Etrafınıza bakınırsınız, birini ararsınız, tahminlerde bulunursunuz... Falat o an geçer ve belki de ertesi gün aynı dalgın ve zayıflamış bakışla, önceki gibi solgun bir yüzle karşılaşırsınız”
“Neden bilmiyorum, pencereden dışarı baktığımda, karşıdaki evin de eskidiğini, renginin kendi payına düşecek şekilde solduğunu, duvar kağıtlarının kalkıp parçalandığını, pervazların kararıp açıldığını, parlak koyu sarıya boyamamış duvarların lekelendiğini hayal ettim.”
“...insan kendini kandırır ve gönülsüzce gerçek ve içten bir tutkunun, ruhunu endişelendirdiğine inanır; ruhani hayallerinde canlı ve elle tutulur bir şeyler olduğuna gönülsüzce inanır ! Bu öyle bir kandırmacadır ki, bitip tükenmek bilmeyen bütün mutluluğuyla, işkence eden tüm kederiyle, kahramanımızın göğsüne doluveren aşk gibidir örneğin... Ona bakar bakmaz ikna olursunuz !”