Kendini bugünün ve dünyanın efendisi sananlar da tıpkı geri kalanlar gibi, er ya da geç, kar taneleri misali zamanın ve uzayın içinde, o kudretli efendinin göğsünde eriyecekti. Hayat bizden öncekilerin çıkardığı bir hırkadan başka bir şey değildi. Biz giyecektik, bizden sonrakiler giyecekti. Birbirimizin teri kokacaktık. Birbirimizin ayıbını, günahını ve sevabını taşıyacaktık. Hepimiz bir olacaktık.
Ben de kaçıp yok saymayı denediğim üzüntüler yaşadım fakat nereye gidersem gideyim peşimden gelip alacaklı ısrarıyla yakama yapıştılar; rüyalarıma kadar girip ille de yüzleşmeye çalıştılar. Önce öfke duydum onlara ama sonra bir baktım, beni kendimle tanıştırmışlar. Zaten sonra da sözünü söylemiş dervişler gibi sessizce kayboldular.