Ömer Yaşar, bir alıntı ekledi.
13 May 21:58 · Kitabı okuyor

İlber Ortaylı - Kitaplık
Bizde okumaya, her toplumda görülmeyen teatral bir saygı vardır: "Aman okuyun! deriz, "Okumuş adam" der takdir ederiz. Ancak okumanın verimli sonuçları olan farklı düşünce veya eleştri ortaya çıktığı zaman, aynı saygının pek geçerli olmadığı, hatta artan dozda bir düşmanlığın sergilendiği açıktır.

Ot Dergisi - Sayı 62, KolektifOt Dergisi - Sayı 62, Kolektif
Merve Yılmaz, Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
25 Mar 20:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okulda okunması için verilen kitaplardan genelde. Aslında cok aşıri memnun kalmadım benim icin bir ek oldu sadece sinav icin okumuştum. Kotu değil tabi çok okunanlar arasında ben kötü bir elestri yapamam

Suzan Koçaklı, Son Ada'yı inceledi.
21 Mar 13:42 · Beğendi · 10/10 puan

ACUN’UN KEŞFEDEMEDİĞİ TEK ADA:)

Dikkat!!!Survıvor izleyicilerine duyrulur!!Kitap ;Yüksek doz eleştri ,ders ve bilgi içerir!!!

Hani kültürümüzde çok sık kullanılan “on parmağında on marifet “deyimi var ya;İşte Livaneli o deyimin vücut bulmuş hali:)
O kadar da abartma diyenler olacaktır muhakkak.Hayır efendim ben değil Livaneli abartıyor.Yazarlıktan ,besteciliğe ,film yönetmenliğinden ,siyasete..daha neler neler .Parti kur oy verelim diyecektim ki onu bile yapmış yahu:)
Bu ülke kendini geliştirmiş,çok işlerde isim yapmış birilerini sevmez.Nedendir bilmem,bizde iyi adamları sevmezler .Biri genlerimize bir şey kattı kesin .Başka açıklaması olamaz :)


Son ada hani Şu günümüz Türkiye’sinin;göbek adı,kayıp çocuğu,saklı kalmış kardeşi..
Okudukça göreceksiniz ki Livaneli ülkenin nabzını şöyle ucundan yakalamış.Hiciv sanatını kendi diliyle hani nasıl desem besteleye besteleye göstermiş:)Müzisyen adamın eleştirisi bile naif oluyor canım :)

Efendim gelin şimdi bir masal yazalım mı hep beraber .?Nasıl başlardı masallar ;Bir varmış bir yokmuş .Ütopyaların birinde Son Ada adında ,herkesin mutlu mesut yaşadığı bir ada varmış .Burda insanlar kardeş gibi ,kavgasız ,huzurlu geçinip giderlermiş .Kimse kimsenin hakkını gasp etmez ,sorgulamaz,hersey imece usuluyla yapılırmış .Masalımız bu ya bir gün bu adaya Başkan adında kötü mü kötü bir diktatör gelivermiş .Herkes ilk başta bu adamın ne kadar kötü olduğunu anlayamamış.Bu adam öyle kötü ,öylesine kurnazmış ki insanları sözleriyle büyüker ,haksızlıklar karsında susturur,her dilediğini yaptırırmış.Bu adanın halkı öylesine saf öylesine uykudaymış ki baskanı dünyanın en melek insanı sanırlarmış .Başkan “diktatör değilim ben ,öyle olsa bu işleri demokrasi ile yaparmıydım” der,her yaptıgı kötülüğe böyle kılıf uydururmuş .Adanın sürü halkı da bir türlü uyanamazmış.Derken bu adada halkla beraber yıllarca yaşamış olan martılar varmış .Kötü niyetli bu Başkan işe ağaçları kesip ,martıları yok etmekle başlamış .İlk baslarda itiraz edenler olsa da zamanla baskanı haklı bulup susmaya baslamışlar.Derken hergün yeni olaylar yaşanmış ve ada bir cehenneme dönüşü vermiş .Kardeşlik bitmiş ,huzursuzluk boy göstermiş .Ama kimsenin aklına Başkanı suçlayıp adadan uzaklaştırmak gelmemiş.Aralarında uyananlar da haksızlıklara boyun eğmeden olanları seyretmekle yetinmiş ...
....
Masal böyle devam ederken sonunda ne oldu dersiniz?
Livaneli’nin masalının sonu belli ,peki ya bizim masalımızın sonu ne olacak ?
Ne zaman uyanacağız,ne zaman başkaldıracağız ;zulümlere ,
haksızlıklara?
Ne zaman uyanacaksın ey ada kardeşim?!!


Bu adamı sevin yahu .Yazarlığını sevmediyseniz,yönetmenliğini,olmadı senaristliğini,hadi onu da sevemediniz siyasetini,en olmadı “yaradılanı severim ,yaradandan ötürü “diyen adamın hayrına sevin bari:)(Yüzde elli cepte).

Bir yerde bir yazı okumuştum .Şöyle diyordu”bu ülke gittikçe geriye gidiyor ;İnşallah bir yerlerde Mustafa Kemal’e denk geliriz.

Dipnot:Esere ve yazara dair övgüler tamamiyle şahsımın görüşleridir.Her türlü eleştiriye açıktır.

RJ, Gökdelen'i inceledi.
28 Şub 11:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

En başta şunu söylemek istiyorum kesinlikle bu kadar az okumayı hak eden bir kitap değil. 47 okuma böyle bir kitap için çok komik bir rakam.Bir kez daha şahit olduk ki ,bu ülkede popülerliliği elde edememiş kitapların çoğu ,okunmamaya mahkum. Şu durum beni gerçekten çok üzüyor diye bilirim.
Kitabımıza gelecek olursak , gerçekten bu kadar sade olup, bu kadar kafanıza kafanıza vuran çok az kitap bulursunuz. Dil olarak çok çok anlaşılır. Sizi hiçbir şekilde zorlamaz ama hissettirdikleri dilinin basitliği ölçüsünde karmaşık, yoğun.
Karakterlerin hepsi bir amaç, bir neden uğruna yerleştirilmiş kitaba okurken bunu çok iyi hissediyorsunuz. Kimi bir sonuca ulaşmak adına, kimi de bir sonuç olarak var kitapta. Çoğunlukla karakterler bir eleştriydi bana göre. Mevlüt Doğan, Temel Diker, Rıza Koç.Hatta ana kahraman Can Tezcan bile kendi içinde doğru kalmak ile düzene ayak uydurarak işlerini halletmek arasında tercih yapamayarak ,çoğumuzun hayatında derinden duyduğumuz bir kararsızlığı bizlerle paylaşıyor.
Kitap suçsuz halde içeride tutulan arkadaşını kurtarmak isteyen avukatımız Can Tezcan'ın yargıyı özelleştirme fikrini ortaya atmasıyla başlıyor. Dağların,denizlerin, kurumların özelleştirildiği , denize girmenin artık çok çok eski anılar olarak anlatıldığı bir ortamda yargının özelleştrilmesi dünyanın en doğal şeyi olarak karşılanıyor ve kollar sıvanıyor. Yargı da özelleşir mi kardeşim demeyin. Yapınca oluyor. Olduruyorlar.
Kitapta temelde beni derinden etkileyen üç şey vardı.
Birincisi kitabında adını aldığı gökdelenler. Çünkü onlar, İstanbul'a yeni bir çehre getirmenin de ötesinde yeni bir hayat tarzı olarak ortaya çıkıyor. Düşünün ki çoğumuzun bereket diye bildiği toprak artık zorunluluk olmadıkça dokunulmaması gereken, ondan olabildiğince uzak durulması gerektiği için insanların 500 metre yukarılara kaçtığı bir unsur oluyor. İnsanlar gökdelenlerinden zorunlu olarak yere indiklerinde, gökdelenlerinin huzurlu, güvenli kollarına koşmak için sabırsızlanıyor. Özel jetin ile gökdelenin en tepesindeki eğlence mekanlarına gelip eğlenmek artık yeni bir statü göstergesi haline geliyor. Bütün insanların varını yoğunu satıp,Temel Diker'in gökdelenlerinden bir daire sahibi olmak için çabaladığı bir zamanda, eski evini,anılarını satmak istemeyen Hikmet Amca'da bu düzene verilmiş güzel bir eleştri belkide.
İkincisi Yılkı Adamları. Bütün herkesin bildiği ama görmezden gelmeyi seçtiği. Şehirdeki makinelerin yerlerini aldığı için, aç kalan bu yüzden çareyi doğa da arayan , böcek,ot ne bulurlarsa yiyerek yaşamaya çalışan diplomalı,diplomasız insanları düşünün. Çocukları,yaşlıları.Bunların sayısı ise şehirde yaşayanlardan çok çok fazla. Şehirdeki bir avuç insanın ise bunlardan haberi yok. Böyle bir şeyin şehir efsanesi olduğuna inanıyorlar. Başbakan ise onlar için yaptığı şeyi övünerek anlatıyor ve diyor ki ''Çöplerimizi yılkı adamlarının ulaşabileceği yerlere koyuyoruz.''Ne büyük bir lütuftur bu.
Üçüncüsü ise insanların ne kadar kör ,sağır, dilsiz olabileceğinin en güzel örnekleri.

Okumadığınız da çok şey kaybedeceğiniz bir kitap. Bir şans verin.

RJ, bir alıntı ekledi.
28 Şub 11:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Eleştri olduğu sürece umut da var demektir.”

Gökdelen, Tahsin YücelGökdelen, Tahsin Yücel
Berkay bilen, bir alıntı ekledi.
 10 Şub 13:40

Kitaptan Tüm Güzel Alıntıkar
"Üzerinde yaşadığınız kıtayı terk etmediğiniz sürece onu tanıyamazsınız." der sanayici Walther Rathenau.

Zweig : İnsancıldı, savaş karşıtıydı, özgürlüğe düşkündü.

İnsanları ve dünyasını yakından tanımak istiyordu.

Sonsuz kurbanlarla bir savaş kazanılsa da savaşa karşı savaşmak gerekir.

Zweig'a göre: İnsanların kurtuluşunu, mutluluğa kavuşması için ortak Avrupa kültürü kurtarılması gerekti.

Ona göre ülkelerde generaller sadece taş anıtlar olarak akıllarda kaldığı zaman insanlar özgür ve mutlu olacaktı.

Yarım yüzyıl boyunca kendini "dünya yurttaşı" olarak sayan Zweig artık "vatansız kişi"ydi, O Avrupasını yitirmişti.

Toplumdan bir ülke, insanlardan bir ulus yapan o yüceltici şeyin birleştirici inancın eksikliğini kısa süre sonra iyice fark ediyorsunuz. Bu inanç sınırsız bir vatanseverliktir. Burada Avusturya'da bir Avusturya vatanseverliği yok.

Hepimizin yaşamında en güzel anlar beraberlikler değil midir?

Dostoyevski'ye göre, dünyada etkili olmak ve geleceğinin garanti etmek isteyen her ulus, evrenin en başarılı ve herkes için zorunlu olan tek ülkesi olduğuna inanmak zorundadır.

Fransız ulusunun Avrupa'da ve bütün dünyada bireyin özgürlüğünü kazanaması uğruna yaptığı mücadeleye verilmiş olanve kulağa pek hoş gelen "devrim" kelimesi, ardı ardına darbeler yapan ve davranışları bi komediyi anımsatan bu maceracıların girişimleri için kullanılmayacak kadar değerlidir.

Meksikada çıkarılan savaşta; Trenler dolusu vagonda LA'den "savaş turisti" taşındı.

Günümüzde artık şunu da biliyoruz ki savaşlar, halklar istediği için değil, sermaye gruplarının çıkarları için çıkmaktadır.

Amerikan kapitali, çıkarları uğruna hedeflediği amaca ulaşmak için her yöntemi dener.

Sürekli genişleyip yayılmak isteyen Anglo Amerikan kapitalizmi kendine yeni hedefler oluşturdu.

Kamuoyu yine heycanlandırıldı, bu yine bilinçle yapıldı.

Kelimeler belirsizliğin panzehiri.

Güçlerini böylesine bir araya getirip onlardan yararlanmasını başaran bir Almanya kendi kadar güçlü hatta kendinden daha güçlü ülkelere hiç çekinmeden karşı çıkabilir, bu savaşta onların gücünü sarsabilir.

Alman filozofisine göre birey yaptığı her şeye inanmak zorundadır. Birey toplumun çıkarı uğruna benciliiğini bırakıp onun emrine girmelidir. Böyle zor günlerde altmış milyon Alman birleşecek, tek kütleyi oluşturacak.

İnsan iradesini disiplin altına alan ve gücüni deperlendirmesini bilen bu ülkeden çok şey öğrenebileceğimizi düşünmedik mi? Birleşmiş insanların yüreğinin barış günlerinde nasıl sağlıklı attığını da gördük, ona hep güvendik. Böyle bir müttefiğe savaş günlerinde daha çok gğvenmek gerkemez mi.

Çünkü nefret kahramanları yaratır, zaferleri getirir.

Sanat sonsuza dek yaşayacaktır, dokunmayın ona.

Bu ülke Polonya'dır. Belçikanın bir aydan berş yaşadıklarının çok daha fazlasına uzun süredir tanıkdır.

Bilindiği gibi duyguların gizem dolu bazı ortak yanları vardır; sempati ise kimi zaman kaıl dışıdır.

Kelime, mısra, kitap, resim, haykırış, protesto... hepimiz biliyoruz ki bütün bunlar hiç bir işe yaramıyor. Yarasaydı şimdi dünyamız bir kan çukuru olmazdı. Buna karşı çıkmak için tek yolumuz birlik-beraberlik .

Birlik beraberliğimiz insani olmakla başlamalı, sınırsız insaniyetle sonuçlanmalıdır.

Sadece ve sadece insanı düşünelim, bireyleri, milyonlarca bireyi, işkence edilmiş kıyıma uğramışları düşünelim. Onlar hangi ülkenin vatandaşı önemli değil . Birlik ve beraberliğin küresinde hissedelim kendimizi, Elsass-Lothringen'in, Trentonun, Polonyanın, milletkerin ve denizlerin özgürlüğünü değil bireyin özgürlüğünü ve alınyazısını tanıyalım. Cığrafyanın ve tarihin ötesini düşünelim. Hayır Düşünmeyelşm sadece hissedelim. Bizleri şimdi biraraya getirecej tek şey duygulardır.

Hollandalı barış savaşçılarının yüzyılllar önce yaptığını yapsak mesela. Düşmanların eleştri ve hakaretleri gururumuz, nefreti onurumuz olsun. Kendimize açık açık bozguncu diyelim. Bozgunculuğun arkasına sığınıp birlşelim. SOYONS DEFAİTİSTES! SİAMO DİSFATTİSTİ. Bu kelimeye bi anlam kazandralım. O silahımız olsun.

Biz bozguncular bu dünyanın geçici yapıları olan devletlerden çok Tanrı'nın ebedi çocukları olan insanları severiz. Biz bozguncular bir savaşta topları güçsüz ve zayıf olmaktan çekinmeyiz. Bizler erdemi silahlar arasında aramayız, mutlu olmak için de düşman askerkerin yenilgisini arzulamayız.
Biz bozguncular gururun ve paranın kurbanı değilizdir. Artık insanların kanı akmadığında ve Avrupa acılarından dünya bizi affedecektir. Biz bozguncular için politika en önde değil en sonda gelmelidir. Bizker için önemli olan ülkelerin ticari çıkarlarıyla güçlenmeleri değil insanların çektiği acılardır. Biz bozguncuların gözünde sizler dünya tarihinin en büyük veba çıbanısınz.
Şimdi açık sözlü olalım . Hiç çekinmeden ve yüksek sesle konuşalım haykıralım dünyaya savaşlardan nefret ettiğimizi. SOYONS DEFAİTİSTES! SİAMO DİSFATTİSTİ!

Hiçbir düşğnce tam bir gerçek değildir. Ama her insan tam bir gerçektir.

Şu günlerde insanlık tam bir çelişki içinde . Peşinden gisilen bir ideal mi yıksa insan yaşamı mı değerli.

Görüş yığın , inanç ise bşreydir.

Görüşler inançlarj ezip geçiyor. Gevezelik de bilgştş.

Ve işte bu acıklı gerçek günümğze damgasını vuruyor. Hayatı tiksindirici yapıyor. Bizlere ümitkerimizi yitiriuor.

Hüzünlü bir dünyanın hüzünlü bir anında hüzünlü bir görünüm.

Çünkü idealler çıkarlar kadar ilgi çekici değildir. İnsnaları biraraya getirmek kolay olmaz.

Unutulmuşlara ezilmişlere de tanıklık yapma hakkı tanıyalım.

Caveant Concules.

Geleceğe Güven, Stefan ZweigGeleceğe Güven, Stefan Zweig
nurullah yanık, Dönüşüm'ü inceledi.
01 Şub 21:49 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

insan iş hayatına yapılmış muazzam tespitler ve betimlemeleriyle insana adeta kendini anın içine alan hayatını sorgulatan harikulade bir eleştri ve kitap

Tuco Herrera, Aynalar'ı inceledi.
 24 Oca 20:07 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Selamlar olsun size 1K ahalisi ve işsizlikten nasibini almak için bu incelemeye tıklayıp nasibini alacak olanlar...Artık bir gelenek haline geldi bunu belirtmek ama HEMENCİK yine AMA yine ÜSTÜNDE durup ALTINI çizmekte fayda var ki bu kitabı da sahaftan aldım ... Neredeyse sıfır ve 12 "milyon" (bkz: old school da BİLEREK sınıfta kalanlar ).. Sağolsun Adilhan Pasajında Piraye' den Turgut abi biraz delayli olsa da halay başı olmak isteyen naçizane şahsımıza beyaz mendil kıvamındaki bu kitabı gayet uygun bir fiyattan tokaladı .. Kendisine bir kez daha burdan teşekkürü bir borç biliyorum...ve tabii ki ısrarlı telefonlarımla bir rehine krizine dönüşen bu alamayış ama kendi açımdan verişin ortasında kalıp 2 dükkan arasında mekik dokuyan elimdeki kare ası , içi içli köfte dolu sefer tası , ablaların ablası ve orta doğu ve balkanların en efsane en bi cicisi , sahafların HASI Gülden Ablam...Sen olmasan ben ne yapardım ? =)) pek çok öpüyorum seni MUK MUK!! =))
Bu kitap aslında bayadır listemdeydi.. Severim , hem de pek bi çok severim Eduardo Galeano' yu da ,bana kendisini tanıma fırsatı sunan Soner Yalçın' ı da.. Ama aklımda , bundan öncesinde okumak için sıradaki kitabı Tepetaklak idi .. 1000Kitap İstanbul Okuma Grubu olarak karar almışlar.. Kim , nasıl kabul ettirmiş bilemiyorum ..Aralarında anlaşıp, secmişler bu kitabı..1K'da oraya burya dadanıp, milletin iletilerine salça olduğum ve işsizlik bayrağını göndere çektiğim sıralarda , ekranda akışa düştü söz konusu ileti.. Şaşırmadım dersem yalan olur .. Kendim bugüne dek bir okuma grubunun etkinliğine dahil olmuş değilim.. Zaten biz metalci kesimi bir araya ancak konserde kapı önü muhabbetine ya da içip ziftlenmek için barda bir araya geliyoruz .. Baktım bizim tayfadan canikovalar da geliyor dedim tamam ben de varım.. Güneş tutulması gibi kadro .. Metin T. abi (adam mother russia dan geldi WTF?!?! ) , Muzaffer Akar abi falan sevdiğimiz bir dolu insan..Son anda topu filelere takan gavur Samet Ö.!!! yazdık bunu kenara =)) Kanbersiz düğün olmaz Tuco inda HOUSE !!! =)) İstanbul' un trafiğinin güdümlü füzelerini ağzımızın üstüne yiye yiye geldik Kadıköy'e.. Mekanın önüne geldim girdim içeri .. Elimi kapıya attım..Kapı açılmıyor!!! Açamıyorum kapıyı .. Sağdan çekiyorum soldan çekiyorum kendime..Yok!!! Sürgülüymüş meret .. Kan yüzüme akın etti... Karizma yerlerde =P Arkadan arkadaş açtı girdim içeri.. Kimsin dediler .. Ben dedim Tuco Herrera .. Hemen ya arkadaş sen sahiden işsiz misin falan fistan gülüştük .. Bu arada ben kitabı da okumamışım , GEZİ GÖZLEM kolu kıvamında katılıyorum olaya .. Rakı sofrasında , beyaz sofra örtüsü üzerinde , boynu bükük kimsenin çatalla taciz etmediği , burun büktüğü iç güveysinden hallice "yeşillik" tabağındaki zoraki ikamet eden sürgün yemiş ,sararmış Suriyeli maydonozlar kıvamındayım..Kimseye bişey de diyemiyorum.. Şöyle nabız yoklayaraktan , konuşulanlara kulak kabartaraktan dinledim.. Döndüğümde yapılan incelemeleri de , eleştirileri de okudum.. Ordayken de sordular nedir ne değildir diye .. Yapılan YAMUKLUKLARI anlatıyordur dedim..Güldüler =)) ( ben de olsam ben de gülerdim halime ZOHAHAHAHAHAH =) ) .. Mekana gelmeden önce zaten bir cephe savaşı dönmüş anladığım kadarıyla din muhabbeti üzerinden 2 taraf arasında.. Ben de kız evine hayırlı iş için gidilirken koltuk altına kıstırılıp hediye paketine sarmalanmış ziftli lokum kıvamında tam üstüne denk gelmişim.. Bu din muhabbetini bir kenara not ettim aklımda.. Benim bildiğim Galeano' nun bu işlerde bezi yok .. Bir de dediler ki Atatürk ' ten ve Osmanlı' dan da hiç bahis açılmıyor.. Buna da check .. Döndüm geçte olsa baya hatim ede ede 5 günde falan okudum kitabı..

Şimdii...Zurnanın zarıldadığı yerlerdeyiz cimcimeler ve esas oğlanlar (haydi isim de vereyim POCAHONTASLAR VE GERONİMOLAR =) ).. Öncelikle kendi açımdan hemen belirteyim ki sonradan sıkıntılara yelken açmayalım .. Tartışmanın yelkenleri ad-hominem rüzgarlarıyla dolmasın .. Benim dinlerle ilgili en ufak bir alıp veremediğim yok..İnananlarla da bir sorunum yok.... Voltaire ' in dediği ( ya da dediği iddia edilen sözündeki) gibi düşüncelerinize totalde karşı da olsam , karşıt fikirde de olsak bunu dile getirebilmeniz , kendinizi ifade edebilmeniz için herşeyi yaparım.. Haksız da olsanız , suçlu da olsanız suçunuz ispat edilene dek Magna Carta sözleşmesi halen daha geçerli bildiğim kadarıyla ..Değilse de işbu inceleme de ben yürürlüğe koydum! Bunları bir kere yan cebine bi at .. Karşında değilim ..YANINDA DA değilim .. Benim gibi bir işsiz için , bu etkinliğe katılırken EN önemli olan şey GERÇEKLERDİ.. Bu bir edebi kitap ya da roman değil .. Roman veya diğer edebi neşriyat , öykü olur , anı olur , gezi yazısı olur .. Bunlar göreceli şeyler .. Sen sevmezsin , ben severim.. Burda tarihi olaylar söz konusu... bunlar Zweig' ın ardı arkası kesilmez betimlemeleri değil !! Ben Yozgat' ta her 10 evin kaçında , kaç günde bir analı kızlı ardına mücver yeniyor , 3 sene sonra Çorum ,New York'tan sonra dünyanın Nike ürünlerinin tüketim sıralamasında 2. gelecek , Kırklareli' nde bu sene hane başına 1 ton mercimek tüketildi tarzı realitelerden yanayım .. Benim işim gücüm bu, söz konusu Eduardo Galeano olduğunda .. Kesin bilgi !! Şimdi misal denmiş ki evrensel bir tarih mi? Cidden çok sevdiğim taze asker adayı Oğuz Aktürk arkadaşım yöneltmiş bu eleştiriyi.. Evet değil !! Kabul !! Ama geçmişten geleceğe ışınlanıp elde ettiği teknolojiyle Mars' ta koloni kurup etli ekmek üstü PLAZMA ticaretine sardırmış Konyalılar da söz konusu değil günümüzde (TERMİ-LEVENT hariç =P !! ).. Evren dediğimiz şey üzerinde hayatımızı sürdürdüğümüz dünyamız bizim için.. Sanırım İslam'la da alakalı eleştirel yorumlar vuku bulmuş ben toplantıya gelmeden önce .. Ben kesinlikle İslam'a yöneltilmiş bir negativite okuna rast gelmedim..Bilakis savunulmuş.. Başta da söyledim şimdi de söylüyorum .. Bu adamın dinle değil dini kendi çıkarına alet edenlerle derdi ..

LÜTFEN AMA LÜTFEN DİNİ ÇIKARLARINA ALET EDEN YOBAZLAR İÇİN bkz sayın cevizkabukları : #26681147

Ve sözde medeniyet kavalı tüttüren eli petrole, emekçinin kanına , alın terine bulaşmış peygamber Muhammed biografisi yazıp yazabilecek dünya üzerindeki en son kişi olan İKİ YÜZLÜ ARAMCO ortakları için bkz : #26682728.

ve Nadia Comaneci ' yi ağzına alan, elindeki traş bıçağını bir inatla bırakmayan Şener Şen edasıyla bkz : #26681147 />
-----------------------------------------------------------------------------------------

Bunların aksi olaydı Eduardo Galeano gibi bir yazar , edebiyatın kilometre taşlarından biri olan ve İlahi Komedyayı yazan Dante gibi yazara gelişine vole vurur muydu ? Bu zihniyetin tohumları , şer odakları olan söz konusu Papalar daha 2010 larda yaptıkları konuşmalarda hedef almıyorlar mıydı peygamber Muhammed ' i.. kendi ellerindeki kanı unutturmak için suni gündem yaratıp , kiralayarak oturtturdukları koltuklarda takım elbiseli tiplemelere alkışlatmıyorlar mıydı aleni hakaretlerini İSLAMA KARŞI? Bunları ne çabuk unuttunuz ?!?!?!

Bu yüzden İslam ile alakalı eleştirileri NET geçiyorum .."Cımbızlanmış" olanlar bu kesişim kümesinde yer almıyor.. Hristiyanlık itikati de bizi bağlar diyenler..TAMAM GÜZEL KARDEŞİM ... farzı misal sen günümüzde değil de bundan yüzyıllarca önce sömürgeci ispanyollar gelmeden önce inkalar mayalar adıyla anılan bir toplumun içinde yeralan baldırı çıplaklardan biriydin... İspanyollar geldi ve inandığın herşey bir gün içinde kafir - pagan - heretic ilan edildi.. seni öldürmek için 4 ayak üstünde koşan eli mızraklı tipler peydah oldu.. kırıp geçirdiler seni de soyunu da .. YETMEDİ!! Sana bünyende, bağışıklık sitemindeki databesede esamesi dahi okunmayan, hiiiç adını dahi duymadığın çiçek hastalığını bulaştırmak için , çiçek virüsü bulaştırılmış battaniyeleri ısın diye verdiklerini bir düşün.. Bir gün önce topraklarında özgürce yiyip içip gezip dolaşırken ; altın, gümüş veya adını sanını duymadıgın metaller için yerin bilmem kaç bin metre altına madenlere girmeye zorlandığını bir düşün !! BU MU SENİN İTİKATININ BAĞLI OLDUĞU İTİKAT .. Eduardo Galeano , hiç unutmayalım ki bu adamların torunu .. Yazdıkları bunun üzerine .. Latin Amerikanın Kesik Damarlarını boş yere yazmadı kendisi ..

Denmiş ki Osmanlı'dan bahsedilmiyor .. Yahu arkadaş Osmanlı gücünün zirvesindeyken , dünyanın karşısında demir yumruk vs sivrisinek kıvamında takıldıgı günlerde kurduğu ordudan (ki avusturya macaristan ordusunu dahi böcek gibi ezmiştir) ve FATİH SULTAN MEHMET ' in istanbulu fethinden başka (bkz : kitapta bahsediliyor) bu dünyaya ne verdi ? Hangi patentli icatta senin adın var .. Portekizliler ve İspanyollar bu dünyayı kendi aralarında yaptıkları antlaşmalarla karpuz gibi ikiye ayırırken , aralarında pay ederken , ticari adı altında seyreyleyen keşifler düzenlenirken , sen de bunları lalelere nazır sarayından izleyip , türk kahvesi höpürdetip lıkır lıkır içiyorken NEREDEYDİ AKLIN ? ne yaptın ? Hangi patentli icatta senin ismin var ? nedir senin dünyaya savaştan başka katkın ? eleştri için değil .. cidden soruyorum !! nedir?!?!? HİÇ!!!Diriliş Ertuğrul nesli HUUUUUUUUU!!!! siz de kulak verin...Osmanlı dünyaya savaş ve fetihten başka hiçbir şey vermemiştir!!! yeri geldi haydi onu da açıklayayım güzel kardeşim ermeni kıyımı demişsin ..KAÇINIZ, SÖYLEYİN KAÇINIZ ABD 'deki ermeni lobilerinin , National Geographic kanalının yaptığı OTTOMAN : WAR MACHINE belgeselini piyasadan toplattırdığını biliyor ?!?!? Senin Dışişleri bakanlığının işbu olaylar olurken , Beşiktaş stadında taca süzülen ya da kalenin üstünden out a çıkan topun ardından bakakalan davulcu KÜKRETTİN AMCA kıvamında bakakaldığını KAÇINIZ BİLİYOR ?!? Sen haklıyken haksız durumdasın adam ne yapsın ?!?!?

Denmiş ki Atatürk ' ten bahsedilmiyor ... 1 yer hariç (30 larda kadına seçme ve seçilme hakkı Türkiye de verilmiş idi ibaresi hariç) buna da kabul.. Al kardeşim kendi ağzından röportajından ben aktarayım sana o zaman .. Buyur !!! bu arada bugün tuzlu fıstık yok çekirdek var .. siz okurken ben hüpletip çitleyeyim : ÇIT ÇIT ÇIT ...ÇOT ÇOT ÇOT !!! GUP GUP GUP !!!

Galeano: "Bolivar'ın hocası Rodriguez ile Atatürk arasında çok ortak şey var sanırım. Bolivar Atatürk'ten 100 yıl önce yaşadı. Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce Bolivar ve Rodriguez gerçeği görüp yazmışlardı. Hâlâ yaşayan bir gerçektir bu. Sanatın zamanın yaralarını saran ölümsüz gücü gibi. Günümüzde insanlar, yarım saat, bir hafta, bir ay gibi zaman dilimleri içinde kaybolup gidiyorlar. Sanat böyle değildir. Her zaman geçerliliğini korur. Mesela, Latin Amerika'da insanlar "bağımsız" değiliz derler. İspanyol sömürgeciliğinden bağımsız doğduk ama kendi aklımızla düşünemiyor, 62 kendi kalbimizle hissedemiyoruz; çünkü her şeyi ithal ediyoruz diyorlar. Bolivar, yeni sahiplerin egemen gücüne karşıydı. Bağımsız olmamız gerekirdi. Eğer gerçekten bağımsızsan, neden ABD ve Avrupa mallarını kullanıyor, kopya ediyorsun? Kopya edeceksen en önemli şey olan kendini kopyala. Başkası tarafından keşfedilen şeyi kopyalama, kendin keşfet! Yoksa kaybolur gideriz. Rodriguez, Peru, Kolombiya, Venezuela ve Bolivya'da kurduğu okullarda bırakılan değerleri yeniden evlendirmeye çalıştı. Eller ve beyinler gibi. Entelektüel beyinle iş yapan ellerin evliliği gibi. Kız ve oğlan çocuklar, çocuklar ve anne babalarını beraber eğitmek gibi. Nasıl yazılır, numaralar nasıl kullanılır, ev nasıl inşa edilir, marangozluk, tarla nasıl ekilir gibi beceri gerektiren el sanatlarını öğretmek istedi. Ve her kız veya oğlan çocuğu istediği dalı özgürce seçebilir, özgürce düşünebilirdi. Hem elini hem beynini kullanırdı. Günümüz Latin Amerika’sında ise insanlar açlıktan ölüyor, çünkü üstünde yaşadığı toprağı işlemesini maalesef bilmiyorlar."

Velhasıl kelam dili sarkastik , zekası son derece keskin bir isim Eduardo Galeano (bkz: Aziz Nesin' le baya baya benziyorlar bu açıdan üslup olarakta zeka olarakta ).. Ben bu eleştirileri onun üslübuna yabancı olan ve ilk kez okuyan insanlara bağlıyorum.. Yalnız ben bu adamın ağzından çıkan herşey kanundur diyenlerden de değilim .. Diyorum ki oku kendin karar ver.. Dünya tarihi okumamış olanlar ya da Latin Amerika ' da vuku bulan olaylardan , darbelerden , emperyalizm ve kirli işbirlikçilerinden bir haber olanlar , tarihle alakası olmayanlar çukuru kaz ,çimetoyu dök , temeli at sonra oku .. Yoksa senin de sonun twittera ansızın düşen ve muazzam sükse yaratan Demet Akalın ' ın bakımsız ayak başparmağı fotoğrafı kıvamında olur ..Bu adamı zihninize şüphe tohumları eken son ama son derece yaramaz bir çocuk olarak düşünün...Sonrasında düşünür müsün , taşınır mısın , araştırır mısın orası sana kalmış..Ve lütfen ona kızmayın.. Bakın ne diyor Niall Ferguson :

"Çirkinliklerimizi de güzelligimiz kadar açık ve net gösteriyor olmasi, AYNALARIN suçu degildir."



Spoiler vermiyorum bildiğiniz üzere ama okuyacaklar şu saydığım ve imkansızlıktan ötürü sayamadığım pek çok isimle tanışacak ve bu isimlerin hiç bilmedikleri yanlarını ve hiç akıllarına dahi getirmeyecekleri isimlerle bağlarını görecekler .. KUTSAL (?!?!?!) ENGİZİSYON VE KİLİSE "MÜESSESİ" , Mussolini - Hitler - Stalin - Mao ( ölüm dörtlüsü ) , Gandhi ,Gustave Flaubert , TAÇSIZ KRAL PELE , Kartacalı HANNIBAL, Spartacus , Afrodit , Arabistanlı Lawrence , Muhammed Ali , Amazonlar , Salvador Allende , Louis Armstrong , Bakunin , Beethoven - Mozart - Wagner üçlüsü , Simon Bolivar , Saddam Hüseyin, Boccacio , Jorge Louis Borges , Charlie Chaplin , Tesla , Kristof Kolomb, İbn'i Sina , Joseph Conrad , El Harezmi, Coca Cola ve Fanta , Marquis de Sade, Kafka , Mark Twain , KKK , Thomas Jefferson (inanın çok ama çok ilginç isimler var ) ve daha saymakla bitiremeyeceğim niceleri..

İncelememe burda son verirken buraya kadar okumuş olanlar için :

RAMPALARINIZ OLSUN DÜMDÜZ
GECELERİNİZ OLSUN GÜNDÜZ

Bir başka İŞSİZ incelemede görüşmek üzre ..Esen ve İŞSİZ kalınız ...

bu da bonusunuz : https://www.youtube.com/watch?v=gL5d_xvdlPo =)))

Süha Murat Kahraman, bir alıntı ekledi.
16 Oca 13:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"...hem belli bir toplumun üyesi olarak yaşamayı reddedemiyoruz, hem aynı topluma sürekli eleştiriler gönderiyoruz. Eleştri gönderdiğimiz toplumun mevcut dizgesini kafamızla reddederken, hayatımızla aynı toplumun üyesi olma mahkûmiyetini sürdürüyoruz..."

Müslümanca Yaşamak, Rasim Özdenören (Sayfa 60 - İz Yayıncılık)Müslümanca Yaşamak, Rasim Özdenören (Sayfa 60 - İz Yayıncılık)