Puan vermedi·237 syf.··
2026 17. kitabı
Gelişim kitabı desen değil, roman desen değil. İkisinin çok yumuşak geçişlerle harmanlanmış hali diyebilirim. Okurken ben çok keyif aldım. Belki de kendimde değiştirmek istediğim bir çok şeyle empati kurduğum için olabilir bilemiyorum. Gayet akıcı ifadelerle kurulan hikayede kendisini değiştirmek isteyen karakterimizin tanıştıgı kişi tarafından hayatının nasıl değiştiğine değiniliyor. Aslında bir çok şeyi istesekte cesaret edemediğimizi, cesaret etsekte inanmadığımızı ve asıl meselenin inanmak ve adım atmakla olabileceğini çok güzel ifade ediyor. Değişim önce senin içinde başlamalı ve sen bu değişimi isteyip inandığın sürece, kendini sevip çabaladığın zaman başaramayacağın hiç bir şey yok . Hele bir kadın olarak öyle güçlüyüz ki.. Yeterki farkına varalım ve kendimize güvenelim.. Kiloların, mutsuz giden evliliğin, iş hayatında yaşadığın haksızlıklar, çocuklarınla olan iletişim bozuklukukların, insanların seni hep garanti görüp herşeylerine koşturması ve senin bunları yenip mutlu hissedeceğin tek güç var .. o da senin içinde ... yeter ki iste kendine inan.. O kadar güzel cümleler var ki kitapta bir kaç tanesini paylaşayım. "Hayatını değiştirecek yegane insan sensin.." "Kişiliğiniz sizi sürekli başkalarını mutlu etmek için çabalamaya mı yönlendiriyor" "Eleştri ekerseniz , hayal kırıklığı ve kin biçersiniz, sevgi ve takdir ekerseniz, minnet ve şevkat biçersiniz." Keyifle okunacak ve yer yer kendinizi hatırlatacak bir kitap ..
İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında BaşlarRaphaelle Giordano · Yan Pasaj · 20171,424 okunma
8/10
·424 syf.··
2026 34. kitabı
Merhabalarr, Baştan uyarıyorum spoilerlı bir yorum olacak. Kitabı çooook sevmiştim ta ki son 100 sayfasına kadar. Hatta erkek karakter tam benim sevdiğim bir karakterdeydi, favorilerim arasına giriyordu. Ama kitabın sonlarında doğru yaşanan bir olayda dediği şeyler beni şoka uğrattı. Neyse olumsuz şeylerle başlamayalım, olumlu kısımlarını söylersek gerçekten de nefretten-aşka ve slow-burn temasını dibine kadar hissettirdi. Diğer nefretten aşkalar çok kısa sürüyor ve hızlı gelişiyordu ama bu kitapta ilk 100 sayfada neredeyse sadece birbirlerine laf sokmaklarını okumakla geçti. Hatta bir an dedim ki ee bunlar heralde hiç hislerini minicik de olsa belli etmeyecekler. Ama sonra hikaye yavaş yavaş çözülmeye başladı. Bize o romantizmi çok yavaş yavaş verdi yazar ve ben buna bayıldım. Rosie ve Aiden üniversitede yazarlık dersleri alıyorlardır ve Rosie romantik kitaplar yazarken Aiden edebi kurgular yazmaktadır ve mutsuz sonları sevmektedir. Derslerde herkes yazdığı hikayeleri okur ve diğer öğrenciler sırayla eleştri yaparlar ama Rosie ve Aiden’in birbirlerine yaptıkları eleştiriler çok sert ve sınıfın huzurunu bozacak düzeyde olunca profesörleri dersin huzurunu bozdukları için onları dersten çıkarmak ister. Derse devam etmeleri için de bir şartı vardır: beraber kitap yazmaları. Ve beraber bir kitap yazmaya başlarlar ve aslında yazdıkları karakterler kendileridir. Bu karakter aracılığıyla hislerini dile getirirler. Özellikle profesörün beraber bir randevuya çıkmalısınız böylece karakterler daha gerçekçi olur tavsiyesinden sonra randevuya çıkarlar ve benim için hikaye orada başladı. Şimdi kitapla ilgili o kadar fazla artı sayacağım ki. 1. Randevu için Rosie’i güzel bir restorana götürmek isteyen Aiden anlaşamadığı babasından yardım ister ve sonrasında babasıyla görüşmek
Kitabımda YokKatie Holt · Artemis Yayınları · 2026132 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anayurt Oteli
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Anayurt Oteli, bir taşra delikanlısının anılarıyla ve ölüleriyle bağlı olduğu geçmişinden kurtulamayışını, kendini babadan kalma bir otele hapsedişini, geçmişe sıkışmışlığını anlatan bir romandır diyen olursa oradan uzaklaşın, romanı bu kişiyle lütfen konuşup tartışmayın olur mu? Bir abla nasihati! Zebercet, otele sıkışmış bir taşra delikanlısı argümanıyla okunamaz. Bu son derece sığ, kör kütük bir bakış olur. Kitabın adı: Anayurt Oteli. Karşımızda bir memleketin mizacı var. (Ne tarihi, ne destanı, bildiğin mizaç) Yusuf Atılgan özgürlüğün dayanılacak gibi olmadığının altını çizer çok önemli bir sahnede. Özgürlük dayanılmaz bir şeydir. Onunla ne yapacağını bilemezsen bu iktidarın çöküşü hatta intiharı bile olur. Zebercet, içi doldurulamamış bir özgürlük kavramıdır. Artık üzerinde baskı unsuru oluşturan herkes öldüğü halde, 33 yaşında genç ve alabildiğine özgür bir adam olduğu halde bununla ne yapacağını bilemez. Özgürce ölme hakkını kullanır. Bir yerde cumhuriyet eleştirisi daha doğrusu modernite eleştirisi olarak da kabul edilebilir bu roman. Özgür toplumların, dilediğince sevişen, dilediği gibi giyinen, yiyen, içen, eğlenen, dövüşen, çalışan, çalışmayan, seçen, seçmeyen, hunharca harcayan, tüketen, paşa gönlünün istediğini alan ya da yapan insanların, bu içi boş özgürlükle derin bir anlam boşluğuna sürüklenebileceğini kendi içinde sorgular. İçini dolduramadığın özgürlük , seni çok zorlu bir anlam arayışına sürükler. Anlam arayışı insanı daima intihar olgusuyla yüz yüze getirir. Çağımız özgürlükler çağı… Bu çağın en çok satan kitabı İnsanın Anlam Arayışı. Zebercet’in özgürce boynuna ipi dolamayı tercih ettiği sahne , yemek yemekten vazgeçme özgürlüğünü kullanan gençleri hatırlattı bana. İçi doldurulmamış sınırsız özgürlükler evreni… Zebercet, özgürlüğün tutsağıdır Z
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Bir aşk üçgeninden daha fazlası.
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 22:55
If music be the food of love, play on.” Müzik aşkın gıdasıysa, çalmaya devam et. Yazarımız bu oyunuyla geleneksel toplumsal kalıpları yıkarak okuyucuyu güldürürken düşündürür. Tadı damağımda kalan bir oyun oldu, biraz daha uzun olabilirdi. Sahnesini izlemeyi çok istediğim oyunlarda ilk sıralara yerleşti diyebilirim. Oyunumuz birçok ana olay etrafında şekillenir. Bunları sıralamak ve kısa kısa açıklamak isterim. 1)Viola’nın öldüğünü düşündüğü ikizi Cesario adıyla erkek kılığına girerek düke yanaşması oyunun temelini oluşturur. Cinsiyet sınırlarını belirsizleştirir. Yazarımız bu tema etrafında toplumsal cinsiyet rollerini sorgular. 2) Aşk, çeşitli biçimleri ile karşımıza çıkar. Olivia tutkulu aşkı ile, Viola gizli sevdası ile, Orsino kafasında idealize ettiği aşk ile, Malvolio ise kibirle ve hırsla yoğrulmuş aşk ile oyunda yer alırlar. 3) Shakespeare’nin ‘’maskaralık komedisi’’ geleneği bu oyunda üst seviyelere çıkar. Soytarı Feste ve Malvolio bu durumun ana karakterleri olsa da zaman zaman Toby ve Andrew de bunun parçası olurlar. … OYUNDAN KISA NOTLAR … Shakespeare bu eserde kimlik, aşk, eşitsizlik, delilik ve toplumsal roller gibi temaları mizah ve zekâyla harmanlar. Okurken bir nebze olsun sıkılmadım, oyundaki karmaşık ilişkilerin yarattığı sonuçlar ile sayfalar aktı gitti. Soytarı Fester’in çok katmanlı söz oyunları ve ironileri olsun. Viola’nın cinsiyet değiştirerek Casserio kimliğiyle krala elçi olarak yanaşırken ona aşık olması ve kralın kontes Olivia’ya olan umutsuz aşkına umut olsun diye onu kullanması olsun, onun da elçilik görevini yaparken Olivia’nın mühürlü kalbini canlandırması olsun, bir karmaşa ve paralel ilişkiler sürekli oyunu canlı tutuyor. Kontes’in kâhyası Malvolio’nun kibri de başına işler açıyor. Kontesin yardımcısı Maria’nın başı çektiği,
Tiyatro
On İkinci GeceWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20227,2bin okunma
Ateşten Tezahürat
8/10
·388 syf.··
2026 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 11:12
Serinin ilk kitabına göre anlatım ve dil olarak daha başarılıydı, Tamay ve Sonat'ı okumak ise gerçekten çok keyifliydi. Tamay'ın blog yazılarını bazen atladım dürüst olmak gerekirse, beni çok fazla sarmadı yazılar fakat gerçekten güzel düşünülmüş bölümlerdi. Yine çıtır çerez eline aldığın gibi bitecek keyifli bir okumaydı (1737834 günde okumuş gibi dursamda 2 günde bitirdim ehe) Tamay sivri köşeleri ve sınırları olan bir karakter gibi duruyor bu yüzden kitabı okuyanlar tarafından sevilmemesi çok normal fakat göründüğü kadar sivri bir karakter değil okurken onu anlamak isterseniz bunu fark edersiniz aslında. Tamay'ın feminist tarafına da çok negatif eleştri yapıldı diye görmüştüm fakat beni rahatsız eden bir feminst anlayışı ile karşılaşmadım açıkcası. Kadın kadının yurdudur insanı Tamay'ı yazan Yağmur'a kocaman sevgiler buradan, feminizm zaten her zaman yanlış anlaşılmıştır elbet bir gün doğruyu gösterebileceğiz. (Sonat'ın gerçek olmaması kalbimi kırıyor.)
Ateşten TezahüratAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025725 okunma
7/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
ÖTEKİ- FYODOR DOSTOYEVSKİ Tam da Dostoyevski’nin ‘Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık’ dediği noktadayız. Zira Dostoyevski’nin ilk kitaplarından biri olan (üçüncü kitabı) ve Türkçeye ‘Öteki’, ‘Öteki Ben’ veya ‘İkiz’ isimleriyle çevirileri yapılan kitap; Gogol’un efsunlarına sarılmış ve pek de anlaşılamamış bir sosyolojik çözümleme gibi duruyor. Bana kalırsa Hollywood’un sıkça kullandığı -kötücül ikiz- karakterinin temelinde de bu kitap var.  Çünkü kitap tam anlamıyla bir kişilik bölünmesini anlatıyor. Tabi ki okuyucu bu şizofrenik durumu pek de anlayamıyor. Yetenekli yazarımız ustalığını konuşturarak olayı -gerçek- algısıyla okurlarına anlatıyor. İlk dönem kitapları için biraz cüretkar bir tarz değil mi:).. Edebiyatta özel bir teknik vardır; Narrative Focalization, yani Anlatı Odaklanması.(ben de yeni öğrendim:) Bu teknikte 3. Tekil şahıs dili ile yazılan yazın, ana karakterin odağı ile olayları görüyor. Yani bakış açımız, hikayede 3. tekil şahıs dili kullanılmasına rağmen kısıtlıdır. Sadece kahramanın gördüğü kadarını görebiliriz. Dolayısıyla olayların iç yüzüne hakim olamayız ki bu sebeple de hikaye yorucu ve boğucu bir hal alabilir. Dostoyevski daha yazın hayatının başında bu kadar tehlikeli bir teknik kullanarak aslında sıradışı bir yazar olduğunu da göstermiş bence. Üstelik Rusçanın o girift ve sonu gelmez cümlelerinin ve de günlük hayatın gereksiz detaylarının yazında fazlasıyla yer işgal ettiğini de düşünürsek, yazarın ‘baş yapıtım olacak’ dediği bu eserin neden edebiyat çevrelerince çok fazla eleştri aldığını ve kitabı okuyan okurların çoğu tarafından neden yarım bırakıldığını daha iyi anlayabiliriz. Kitap anlaşılmaktan çok uzak olduğundan mutlaka bir ön veya art bilgi gerektiriyor.  Kendi tabiri ile maskeli balodan başka yerde maske takmayan kahramanımız
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma