BOL SPOILER
Saklambaçtan keyif aldım, gizem unsuru olsun karakterler olsun fena değildi fakat sobeyi bir an önce bitsin diye okudum. Kuzu, kurt, çoban muhabbeti bir anda ikinci kitapta yok oldu. En azından Ansel’in bir şekilde “unreliable narrator” olmasını bekledim, kitap boyunca bize yalan söylemesini, yanlış yerlere yöneltmesini bekledim. Ansel tipik cicim ana kız karakter değildi gayet de farkındaydık ama babasını kaybetmiş, annesi onu istememiş, arkadaşı intihar etmiş, eski sevgilisi ayrı bir muhabbet üstüne üstlük bir de kendini kesme muhabbetleri biraz sırf travması olsun diye eklendikçe eklenmiş gibi hissettim. Maddie seri boyunca karakter gelişimi olarak tek hoşuma giden kişiydi. Seri boyunca stabil kaldı ama gelişmekten de uzak kalmadı. Katile gelirsek... Aç kaldım dostlar. En azından aralarından birini beklerdim ya da hepsinin bir şekilde olayın içinde olmasını. Ama tanımadığımız çocuğun teki çıktı be ya. Yok hastanedeki suçlu biriymiş de oymuş da buymuş da. Kızı kaçırıp kızın da aynı gün hatta birkaç saat içinde geri kaçması da ayrı bir şey. Aylardır katili bulamadılar, katil hiçbir iz bırakmamakta ustaydı. Teknolojiyle arası iyiydi ama gel gör ki kızı tutmakta çok başarılı olamadı. Ansel sağolsun davayı karıştırdı da karıştırdı. Kitap boyunca bir şeylere yükseldim ama bir türlü tepeye ulaşamadım. O doyum noktasına ulaştırmadı beni. Ansel ve Dylan arasındaki ilişki dinamiği değişik ve hoştu. (İki yaralı insan yaralarını sarmak yerine daha da deşiyordu ya neyse.) Ansel’in canı yansa da uzak durmaları gerektiğini biliyordu ve Dylan için ondan vazgeçti. Bu da gerçek bir sevgi gösterisiydi belki de. Her olan büyük olayın bir alakası olmasını bekledim asıl katil davasını etkileyecek bir şey olmasını bekledim ama sanki aynı anda farklı telden bir sürü olay