Ama o sabah, buz kesmiş durakta kendi içimin mahkemesini kurmaya karar verdim. Yıllardır erteledigim, tozlu raflara kaldırdığım ne kadar ukde varsa, birer birer karşımdaki kaldırım taşına dizildiler.
“Zaman” diyordu ya hani o büyük usta, “insanın kendi içinde aktığı bir nehirdir.” Benim nehrim uzun zamandır yatağını şaşırmış, başkalarının bahçelerini suluyordu.
Zira anormallik, gözümüze sistematik biçimde sokulğunda bir süre sonra dikkat çekmemeye başlar. Buna alışmak denir. Oysa alışmak her zaman kabul etmek değildir; bazen sadece doğru olandan vazgeçmektir.