Zira anormallik, gözümüze sistematik biçimde sokulğunda bir süre sonra dikkat çekmemeye başlar. Buna alışmak denir. Oysa alışmak her zaman kabul etmek değildir; bazen sadece doğru olandan vazgeçmektir.
Geçtiğin tanıdık kıyılar var
Yaklaştığında fısıldayan yıllar
Senin gördüğün yelkenler
Başkasının geçtiği
Bir ağırlıkla dolu
Görünmez sıkı bir iple bağlı.
…
Kafamdaki sorun neyse öncelikle sadeleştirmekten başlamak istiyorum. Sıkıntıyı küçük bir cümleye dönüştürmek, aslında o kargaşanın da çözümüne ulaşmasına bir adım yaklaşmamı sağlıyor. Hem sorun küçülüyor hem de neticeye giden yol kısalıyor.
Anlatamadıklarıyla boğuşurken, hissettikleri ile hamal misali ilerlerken; yalnız olmadığını bilmek belki o yükü hafifletmek için açıp bir şeyler okuyabiliriz.