" Rica ederim, beni terk etme... diyordu. Görüyorsun ki seni çıldırasıya seviyorum. Sen gidersen emin ol ki artık yaşamam. Zaten yaşamak için kuvvetim kalmadı. Günden güne düşüyorum. Beni affet... Bu çılgınlıklarımı aşkıma bağışla... Biliyorum, ben sana layık bir kadın değilim... Lakin aşk hakkı tanır mı? Ne yapayım, bir kere mağlup oldum. Bundan sonra hissiyatımı idare etmem mümkün değil. Seni seviyorum. Kıskanıyorum. "
- Bakınız, bir cevap bile vermek istemiyorsunuz, dedi. Halbuki beni kandırırken böyle yapmamıştınız, hatta benim için bir hayal bile olamayan şeyleri vaat ederken engel olmaya çalışmamı hissizliğime bağlıyordunuz. Halbuki ben nihayet böyle olacağını bilmiyor muydum ? Bütün o yeminler, vaatler bir kadını kandırmak için söylenmeye mecbur hissedilmiş yalanlardan başka bir şey miydi ? Nitekim öyle oldu. İhtimal, beni bir an için ihtiyaçlarınızı gidermeye kâfi buldunuz.