İnsan ilişkilerinde de Aristoteles bir "altın orta"yı savunur. Korkak da olmamalıyız, budalaca atılgan da; ama cesaret sahib olmalıyız. (Çok az cesaret korkaklık demektir, çok fazla cesaret ise budalaca atılganlık.) Cimri de olmamalıyız, savurgan da; ama eli açık olmalıyız. (Çok az eli açık olursak, bu cimriliğe girer; çok fazla eli açık davrandığımızda da savurganlık etmiş oluruz.)
Yemek konusu da böyle. Çok az yemek tehlikelidir, ama çok fazla yemek de tehlikelidir. Platon ve Aristoteles'in ahlak anlayışları Yunan tıbbını hatırlatıyor:
Ancak dengeli ve ölçülü olmakla mutlu ya da "uyumlu" bir insan olabilirim.
Platon'a göre en yüksek gerçek, akıl aracılığıyla düşündüğümüz şeydir. Aristoteles ise en yüksek derecedeki gerçeğin duyularla algılanan ya da duyumsanan şeyler olduğundan emindir.
...
İnsanın doğuştan gelme bir aklı olduğu görüşüne karşı çıkmadı Aristoteles. Tersine: Akıl insanın en önemli niteliğidir. Ama bir şey duyumsamadığımız sürece aklımız "bomboş"tur. Yani insan doğuştan gelme "fikirlere" sahip değildir.