Empati, başka insanların acılarını, ıstırap ve sıkıntılarını anlayabilmek, hissedebilmek ve onları anlayıp hissettiğimizi onlara da duyurabilmek demek.
"Başkasının acısı benim acımdır," diyebilen insanlar daha yardımsever ve diğerkâm olurlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çünkü ahlaki yaşantı, insanlığımızı tanımlayan ve dünyamızı gerçek kılan her şeydir. Ahlak, dünyamızı gerçek kılar çünkü sadece gerçek dünyada acı vardır. Gerçek dünyadaki haksızlık can yakar. Başka birisine acı verebileceğimin bilinci beni ahlaklı davranmaya iter. "Ormanları yok edersem bu ülkenin gelecek kuşaklarına acı vermiş olacağım," diyebilen insanlar ağaç katliamı yapamaz. Kendisini bu toprakların hikâyeleriyle emziren bir insan, Üsküdar Meydanı'ndaki o güzelim çeşmeye en vandal harflerle bir futbol takımının ismini yazamaz. Ahlakın ötekinin yüzünde başladığına inanan bir kişi, sırada bekleyen insanların önüne geçemez.
İnsanın kendine duyduğu sevda, geçiciliği yani sonluluk ve ölümü kabul ederek de dönüştürülebilir. Ölümün kabulüyle, dirimin daha zengin bir duygu ve deneyimine ulaşırız. Ölümle yüzleşebilenler, hayatlarına derinlik ve anlam katabilen insanlardır. Ölüme verilecek bir cevabımız varsa, dünyanın bize geçici bir yurt olabileceğine dair ümidimiz var demektir. Ölüm, varlığı ışıtır. Onun sayesinde yaşamanın bir lezzeti, sevmenin bir izzeti olur.
Bazen de baba yoktur. Ya fiziksel olarak orada değildir ya da fiziksel olarak orada olsa bile, ruhsal olarak yoktur. Oğul, bir baba açlığı içinde, dış dünyadan babaya ait bütün simgeleri ruhuna emer. Babasız büyümek, çocukların iç dünyalarına bitmek bilmeyen bir gurbet acısı olarak tercüme edilir. Babadan gurbet, bir oğul için gurbetlerin en yakıcısı, en iç paralayıcısıdır. Soğuk ve mesafeli babalar, çocuk ruhunun biricik gıdası olan şefkat ve sevgiyi oğullarından esirger ve onları hayat boyu telafi etmekte zorlanacakları bir açlığa mahküm ederler. Güçlü babaların ihmale uğramış oğulları, geçmişin yaralarını iyileştirmek için babalarının tam aksi politik duruşlar, inanışlar ve yaşayışlara yelken açan farklı olmayı başarmak ve savaşa devam etmek suretiyle, erkeklik ülkesine girmek isterler.