Üzerinde yaşadığımız topraklar, çatışmanın değil ahengin, bölmenin değil birleştirmenin, nefretin değil sevginin, kibrin değil tevazuun köklü geleneğine sahiptir. Bu topraklarda kendini sevmek; aynı coğrafyayı paylaştığımız farklı din ve kökenlerden insanları da sevmek, ortak hikâyelerle ağlayıp gülmek, "öteki"yle tamamlanmak demektir.
Göz rengimizin mavi veya kahverengi olması bizi birbirimize üstün kılmaz. Dünya görüşlerimizin şu veya bu olması da.
Bu topraklarda birbirimize hoşça bakarak yaşayabilmek için "kalpten kalbe giden yolu diriltmemiz, "kibir ve önyargı"dan sıyrılarak yârenlik ve sohbeti ihya etmemiz gerekiyor.
günümüzde sessizlik hor görülür.
...
Oysa kedere sessizce de katlanabilir insan. Hayatın keder ve sevinçleriyle bizi usul usul büyütmesine izin vermek gerekir. Çok eski zamanlardan bir bilge:
"Sana çok şeyler öğretecek acıya," demişti, "hoş geldin de..."