Baş kahramanımız Taebis (masalcı) bir derviş misali onlarca şehir gezdikten sonra evine dönme kararı alır fakat döndüğünde vatanını bıraktığı gibi bulamaz.Masalcımız bir anda kendini zindanlarda ondan sonra da yol arkadaşlarıyla birlikte yollarda bulur.
Yolda onlarca farklı türden canlıyla karşılaşır.Bazılarıyla sulh içinde geçinirken bazılarıyla cenk ederler.
Yazarın yarattığı evren bambaşka.Her sayfada başka canlıları tanırken başka bir macera sizi bekliyor.Bu büyülü yolculukta Cenubiler,Albanlar,Tulmanlar ve niceleri sizi karşılıyor.Her türün kendine has özellikleri olmasından ziyade ben türlerin konuşma dillerini daha çok beğendim.Bazıları(özellikle kadim ırklar) ağdalı,süslü cümlelerle konuşurken bazıları da yalın bir biçimde konuşmayı tercih ediyor.
Kitapta insan kelimesi geçmiyor.İnsan kelimesi kullanılmadan insan anlatılmış dersek daha doğru olur.Hikayeyi masalcının gözünden okuduğunuz için onun ruh halindeki değişime de tanıklık ediyorsunuz.
Türk mitolojisi hakkında biraz bilginiz varsa esintileri yakalamak zor değil.Açıkcası bu durum hoşuma gitti.Her nasıl yabancı yazarlar kendi mitolojileri dahil dünya mitolojisinden yararlanıyorlarsa bizim yazarlarımızın da Türk mitolojisinden yararlanması gayet normal.
Ben eseri gayet başarılı buldum.Gerek kurgusu gerek de yazarın dili her yönden başarılıydı.İlk sayfalarda evrene yabancı olduğumdan dolayı biraz zorlansam da ilerleyen sayfalarda alıştığımdan su gibi aktı.Kitaptaki haritalarda size kolaylık sağlıyor.
Kara Maru'nun Çağrısı,Akronom serisinin ilk kitabıydı.Serinin devamını çok merak ediyorum çünkü çok heyecanlı bir yerde bitti.Umarım en kısa zamanda ikinci kitabı da okuruz.