Bir inancın, ona bağlı olanların kaderinden ayrı tutulabileceğine de inanmıyorum. Ama bana öyle geliyor ki, dinlerin halklar üzerinde etkisi fazlaca abartılırken, tersine halkların dinler üzerine olan etkisi dikkate alınmıyor.
Evet, vurguluyor ve ısrar ediyorum: uzun bir hoşgörüsüzlük geleneği olan , “Öteki”yle yan yana yaşamaktan her zaman rahatsızlık duymuş olan Hristiyan Batı ifade özgürlüğüne saygılı toplumlar ortaya çıkarabilmişken, uzun zaman yan yana birlikteliği uygulamış olan Müslüman dünyası neden artık fanatizmin kalesi olarak görülüyor?