Her birimiz, itildiğimiz, bize yasaklanan ya da tuzaklar kurulan yollar arasından kendine bir yol açmak zorunda; birdenbire kendimiz olamayız, ne olduğumuzun “bilincine varmakla” yetinmeyiz, neysek o oluruz; kimliğimizin “bilincine varmakla” yetinmeyiz, onu adım adım kazanırız.
Cinsiyetinizi belirleyen elbette sosyal çevremiz değil ama bu aidiyetin yönünü belirleyen gene de o, Kabil’de kız doğmakla Oslo’da kız doğmak aynı anlamı taşımıyor, kadınlık aynı biçimde yaşanmıyor, ne de kimliğin başka hiçbir öğesi…