"...Gerçekten de herkes, herkese karşı, herkes için suçludur. Yalniz insanlar bunu bilmiyorlar, eğer bilselerdi şimdi dünya cennet olurdu. "
Dostoyevski/ Karamazov Kardeşler
- İnsanlar meğer ne anlaşılmaz mahluklarmiş, Dünya ne anlaşılmaz yermiş!
+Dünyanın ve insanların bir parça bir şeye benzeyen yerleri de bu anlaşılmaz taraflarıdır. Baksanıza siz bile onları anlamadığınız zamanlarda müsterihtiniz ve şimdi anladığınızı zannettiğiniz için bu kadar şaşıyor ve üzülüyorsunuz.
Niçin ölümden bu kadar korkuyorsunuz? Ölüm bugünkünden daha çok yaşamak demektir; ölüm ilelebet ve bin bir şekilde yaşamak demektir. Düşün ki şimdi bu vücudun dağılıp sen artık yaşamadığını zannettiğin zaman hepimizden, bütün yaşayanlardan daha çok bir hayata malik olacaksın.
Mesela bir uzvun iri bir kayada yosun halinde yeşerirken diğer bir uzvun bir damla yağmur suyu halinde uzak bir denize dökülecek. (...) yalnız şimdiki hayatından bunun ufak bir farkı olacak : o zaman yaşadığını bilmeyeceksin, Sende mevcudiyetinin şuuru olmayacak. Fakat ne ehemmiyeti var ? Esas mesele yaşadığını bilmek değil, yaşamaktır.
"Biliyor musunuz, bir dakika hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor. "
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum!
Erdem Bayazıt
– Hayat bu rugan iskarpinlere ne kadar benziyor! dedi, Tıpkı bunlar gibi biz de günler geçtikçe aşınmaya, bir tarafa kaykılmaya, çirkinleşmeye ve nihayet işe yaramamaya başlayacağız.