Zaten insana düşmanları değil, dostları ihanet ederdi, öyle değil mi? Belki Bihter bu yüzden ciddiyeti bu kadar çok seviyordu. İnsanlarla arasına koyduğu mesafe onu incinmekten koruyan zırhıydı.
Kendi koşması gibi, başkalarına tuhaf, hastalık, bozukluk gibi görünen her şey, aslında ruhun kendi kendini iyileştirme çabasıydı. Bir iyileştirme olan şey, iyileştirilebilir miydi hiç?
O yüzden bir öğretmen her sözünün, her davranışının, her ifadesinin yıllar sonra bile kendisini "unutulmaz" yapacağını aklından çıkarmamalı, kalplere dokunmalı, "bilgi" yi değil "ilgi" yi merkeze almalı.