En fazla hadis rivayet eden sahabilerden biri olan Enes bin Malik, hocasının bir sözünü şöyle nakletmiştir: ''Bir âlim, kendi öğrencilerine 'Bilmiyorum!' demesini de miras bırakmalıdır. Ta ki bu kelimeler ellerinde bulunan bir sığınak olsun. Bir gün, bilmedikleri bir konuda kendilerine sorulduğunda 'Bilmiyorum!' diyebilsinler.''
Eğitimde kaybedilecek tek bir birey yoktur. Karaktersiz, ahlaksız, uyumsuz ve huzursuz bir birey, sadece o çevrenin değil tüm toplumun sorunudur. İradeli, ahlaklı, iyi bilgiyle donatılan, yani öğretim verilen ama eğitim verilmeyen biri pimi çekilmeye hazır bir el bombası gibidir. Bu nedenle asıl amaç, ''öğreterek eğitmek'' olmalıdır.
Zekâlar eşittir ve zekânızın bir önemi yoktur; çalışıyorsanız, istiyorsanız öğrenmeye açıksanız öğrenirsiniz. Evrensel eğitim insanı ancak aptallaştırır. Çünkü bu eğitim sisteminde zekâlar kategorize edilmiştir; çok zekiler, orta zekâlılar, düşük zekâlılar vardır. Dolayısıyla bir zekânın başka bir zekâya tabi kılındığı yerde aptallaşma vardır. Bunun yerine özgürleştirici eğitim iyi bir alternatiftir ve öğretmenler öğrencilerine şunu söylemelidir: ''Size öğretecek hiçbir şeyim olmadığını öğretmek zorundayım.''
Lütfen sınıflarımızda merak ögesinin ölmesine izin vermeyelim. Sorulara verdiğimiz sabırlı, açıklayıcı cevaplar çocuğun farklı bir bakış açısı kazanmasına, merak kapısının aralanmasına, ''araştırmacı'' bir kimlik kazanmasına büyük katkı sağlıyor; aklımızdan çıkarmayalım. O yüzden hem okulda hem ailede hem de toplumda bırakalım çocuklar sorular sorsunlar, başımıza icat çıkarsınlar.