Okula başlayan biri öğrencidir. Zamanla biz ona "başarısız" , "tembel" , "dikkati dağınık" , "ilgisiz" , "yaramaz" , "hiperaktif" gibi etkinlikler yapıştırmaya başlarız. Müfredat size "ne" anlatacağınızı söyler ama "nasıl" anlatacağınız tamamen size kalmıştır. Ve maalesef öğrencilerin başarısızlıklarından çok başarılarıyla ilgileniyoruz. Sistem de tamamen bu yönde ilerliyor. Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Başarılılar ilerliyor ama başarısızları kaybediyoruz.
Ben sınıftaki belirleyici unsurum. Sınıf iklimini oluşturan, benim kişisel yaklaşımım. Sınıfın havaya girmesi benim o günkü ruh hâlimle ilgili. Öğretmen olarak bir çocuğun yaşamını berbat edecek ya da neşeyle dolduracak muazzam bir güce sahibim. Bir işkence aracı da olabilirim ilham kaynağı da. Aşağılamak da elimde, espri yapmak da.
Haim Ginott
İnsanları hayata hazırlayan üç unsur vardır: aile, okul ve sosyal çevre. Çocuk ailede öğrenmeye başlar, bu eylem okulda şekillenir, sosyal çevrede devam eder. Bu üçü arasında koordinasyon ne kadar iyi olursa başarı da öyle olur.
Bir öğretmenin öğrencisine sağlayabileceği en büyük katkılardan biri ona eleştirel düşünceyi kavratmaktır. Kavratacağız ki medyada rastladığı her bilgiyi koşulsuz kabul etmesin, teyit ve akıl süzgecinden geçirsin. Bunun için önce biz iyi dinleyici olup onları dinleyeceğiz, sonrasında onların iyi birer dinleyici olmalarını sağlayacağız. Soru sormalarını teşvik edeceğiz. Farklı düşünmenin, kendilerinden farklı düşünenlere saygılı olmanın bir değer olduğunu öğreteceğiz.