Kitabı şimdi bitirdim ve biraz gözlerimin dolduğunu itiraf etmeyelim. Bazı insanlar bu kitabı sıkıcı bulabilir ama benim gibi biriyseniz bu kitap kalbinizdeki incinmiş bir kısma dokunmuş olabilir. Henüz gencim, bu hayatta çok şey görmedim ve iş hayatı denilen bir süreçten geçmedim ama fark ettiğim bir şey vardı: hayat her zaman aralıksızdı. İnsanlar çocukluk yıllarından itibaren aralıksız olarak bir merdivende yarışa girmiş gibi tırmanıyorlardı. Bu süreçte bazen merdivenin basamağı o kadar uzun oluyor ki zıplayamıyorlar, elleriyle kazıyarak tırmanıyorlardı ama asla durmuyorlardı. Bu kitap aslında bütün insanlığın sahip olduğu bu sorunu çok güzel bir dille anlatmış. Her zaman tırmanmak zorunda değiliz. Bazen durup dinlenmeye, çevremizi dinlemeye ama en önemlisi kendimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Çoğu insan kaç yaşına gelirse gelsin bir yetişkin kılığında çocuk olarak kalıyorlar ve bir engelle karşılaştığında kendilerine öğretilen yetişkin taklidini yapıyorlar çünkü olgunlaşmak için kendilerine zaman ayıramamışlar. Karakterlerde fark ettiğim şeylerden biri de onların da engeller karşısındaki bu bocalamalarıydı. Yetişkin gibi davranarak çözmek istemişlerdi ama gerçekten olgunlaşamadıkları için bir çözüm bulamamışlardı. Sadece kendilerini yıpratmışlardı. Belki de bu yüzden kitaptaki karakterlerin her biriyle ayrı bir bağ kurdum. Başrolün geçmişini bir türlü geride bırakamayışı, Minjun’un işini tamamen değiştirip bocalayışı, örgü ören kadının iş hayatındaki adaletsizliklere odaklanması, Jimi’nin kocasıyla ilişkisi ve gencin bir isteği olmadığı için ne yapacağını bilememesi…. Herkesi bilemem ama ben çoğu zaman bu tarz problemlerde takılıp kalıyorum. Okurken kendi sorunlarımı biraz gözden geçirdim, hayatımda yanlış yaptığım yerleri karakterlerin de yanlış yaptığını görmek