Yorucudur akıntıya karşı kürek çekmek, bedeli ağırdır vaktin hesabını yapmak, geçmişi ve geleceği şimdide aramak. Halbuki akıntıya kapılanların durumu hiç de öyle değildir. Suyun üstünde kayıp giderler, hatta bir süre sonra başları dönmüş bir halde bu emeksiz, çabasız seyr u süluktan tat bile almaya başlarlar. Ara sıra başlarını arkalarına çevirip arkadaşlarına bağırırlar: 'Siz hala orada mısınız?' diye.
Siz hala orada mısınız?
Yüzyıllar boyunca Batı Avrupa'da hakikat ve özgürlük olmadığı için bu dönem -üzüntüyle- insanlığın Karanlık Çağı olarak adlandırıldı. Modern zamanlarda dünyayı aydınlatmak (ve boyun eğdirmek) için Batı Avrupalılar tam zamanında ortaya çıkmışlardı -o kadar ki bundan böyle 'Batılılaşmış' dünyanın tarihi artık neredeyse tamamen Batı'nın kendi tarihine indirgenebilirdi.
Çağdaş değerler skalasında eşyaya, nesnelere yüklediğimiz bu türden 'üst anlamın' varlığını ve onların hayatımızı yönlendirmede oynadığı rolü görebilmek için, mevcut değerler skalasının dışına çıkıp olayı oradan seyretmemiz gerekiyor.
İslam bir tepkiden doğmuyor. O, hiçbir tezin antitezi veya antitezin buluşmasının sentezi değildir. O, sadece kendine ait, kendine mahsus doğruların sahibidir.