“O küçük kız çocuğu neyi severdi acaba?
Ne hayaller kurardı..
Salıncağa binmeyi mi, elma şekerini mi severdi ?
Salıncak bulduğum her yerde hâlâ biniyorum.
Elma şekerinin tadını ise hiç merak etmedim sanırım.
Hasta olduğum… ateşler içinde yattığım o günü unutamıyorum.
Ara ara gözlerim açık tavana bakardım;
o eski moda, ahşap tavan…
Sanki bazen alçalıp yükseliyordu.
Yoksa ben mi sanrı görüyordum?
Vitrin nasıl eğri büğrü olmayı başarıyordu?
Gözlerimin bir oyunu muydu bütün bunlar?
Canım acıyordu… ama ateşten değildi.
Ben acıya o zamanlar bile dayanabiliyordum.
Asıl acı, dışarıdaki cıvıldamalardan, koşturmacalardan geri kalmaktı.
En sevdiğim oyunları o gün yine oynayamamıştım.
Bugün biraz üzüldüm ona…
Keşke başında dursaydım o küçük kız çocuğunun,
ona birkaç şiir okusaydım.
Severdi, eminim; iyi gelirdi ruhuna.