1940'lı yılların kırsal kesimini detaylarıyla aktaran bir Yaşar Kemal romanı. Biz bu eserde ağalık kavramı nedeniyle zulme uğrayan köy halkını okurken aynı zamanda Anadolu insanının karakteristik özelliklerini de buluyoruz. İnce Memed bir eşkiya fakat aynı zamanda köylüyü kurtaran bir kahraman özelliğinde. Eserde, istedikleri adaleti bulamayanların kendi adaletlerini oluşturduklarını görüyoruz. İntikam, affetmek, yardımlaşma, ihanet gibi kavramlar karakterler üzerinden açıkça hissettirilmiş. Okurken dönemin şartları insana fazlasıyla ağır geliyor zira güçsüz kesim çoğunlukla çileyi çeken ve kayıplar vermek zorunda olan taraf oluyor. Fakat ne kadar ağır gelse de bir zamanlar bu toplumsal şartların bize ait olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kalıyoruz. Üslûp olarak bana göre çok akıcıydı. Kitaplıkta olması gereken toplumsal gerçekçi bir roman.
Riyakâr olmalıyız,
Hepsi gibi.
Hele biraz samimi ol,
Derdini dök hele.
Hele bir insanın sana şifa veren parlak gözünden söz aç.
Seni paramparça ederler.
-Sait Faik Abasıyanık-
...Hatçe sevinçten uçuyordu. Ne olursa olsun kadın konuşmuştu. Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.