Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihinlerimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.”
“Hayatım, yüzüm duvara doğru dönük oturduğum, dışarıdaki kocaman dünyanın seslerini ve hareketlerini duyduğum, ancak kımıldayamadığım ve kardeşlerimle tanımadığım diğer insanlar gibi dışına çıkıp kendi yerimi bulamadığım sıkıcı bir köşeye benziyordu. Yalnızca bir olukta aynı şeyleri düşünerek, aynı şeyleri hissederek ve aynı şeylerden korkarak hareket ediyormuşum gibi geliyordu bana. Kıstırılmıştım, önüm kesilmişti, hapsolmuştum. Hayal kırıklığıyla sonuçlanan çabalar ve küçük dar düşünceler dışında hiçbir şeyim kalmamıştı.”
“Artık kendimden kaçmıyordum, bunu yapamayacak kadar büyümüştüm. Küçüklü büyüklü, binlerce şekilde, günler geçtikçe, ailem birer birer genişledikçe ve benim için kendi ayakları üzerinde duran birer yetişkin yabancıya döndükçe, varlığımın sınırlamalarını, sıkıntısını ve korkunç darlığını görüyor ve hissediyordum. Etrafım faaliyetin, çabanın ve gelişmenin işaretleriyle çevriliydi. Herkesin yapacak bir şeyi vardı, onları meşgul edecek, zihinlerini ve ellerini faal tutacak şeyler. Hayatlarını bir bütün kılacak ilgi alanları, faaliyetleri ve amaçları vardı; bütün bunları enerjilerine doğal bir kaynak ve doğal bir ifade ortamı sağlıyordu. Benimse yalnızca sol ayağım vardı.”