"Yalnızca dalgalar ve oyun var etrafta.
Daha önce ağır gelmiş ne varsa,
yitip gitmiş masmavi bir unutulmuşlukta,
sandalım şimdi öyle bomboş ve işsiz, beklemekte.
Fırtınalar ve yolculuklar- nasıl da unutabiliyor bunları?
Boğulup gitmiş denizlerde arzular ve umutlar,
Ruh ve deniz, şimdi pürüzsüz uzanmakta."
"Çöl büyümekte: vay haline çölleri gizleyenin!
Taş, taşa sürünerek gıcırdamakta, çöl sarılıp boğmakta.
Ateş saçmakta kahverengi bakışlarla o korkunç ölüm
ve çiğnemekte,- zaten hayatı, çiğneyişidir yalnızca...
Unutma sakın, ey şehvetin ölçüsüne vurulmuş insan- taş da sensin, çöl de, ve ölüm de..."