"Şu kayalara bak! " diye haykırdı oturan adam, ani el hareketleriyle. "Orada ezelden beri ışıldayan ve titreşen denize bak! Beyaz köpüklerin o koskoca falezin altına nasıl hücum ettiğini görüyor musun? Ve tepesinde kör edici güneşin parladığı bu masmavi gök kubbeyi? Bu senin dünyan. Onu kabul ediyorsun, ondan haz duyuyorsun. Seni ısıtıyor, yaşatıyor, neşene neşe katıyor. Beniyse-"
Adam yavaşça başını çevirerek solgun suratını, kan çanağı gözlerini ve bembeyaz dudaklarını gösterdi. Konuşurken sesi fısıltıdan ibaretti."Benim için o, çektiğim sefaletin kılıfı. Tüm dünya...sefaletimin kılıfı."