Yazar kitabı yazarken hiç mi ulan ben ne yazıyorum böyle dememiş? O kadar basit ve komik ki ilkokul çocuğuna okutsam dalga geçer. Büyük hayal kırıklığı.
Kitabı bitirmem çok uzun sürdü ve yavaş yavaş sindirerek okuduğum için mutluyum. Asla baştan savma bi şekilde okunarak anlaşılacak ve içine girilebilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Bu kitabı beğenmemin en büyük sebeplerinden biri de budur. Hikayenin ve dünyanın büyük bir derinliği var. Hikayede geçen şarkılar, anlatılan öyküler, efsaneler kendi başlarına kitap olabilir bence. Yazar, kitabı yazarken işini asla aceleye getirmemiş ve bence hikayenin hakkını fazlasıyla vermiş.
İlk paragrafta bu kadar övmeme rağmen, açık konuşmam gerekirse kitabın başlarında sıkılmıştım. Fakat kitabı okumaya devam ettikçe hem hikayeyi hem karakterleri benimsedim. Eğer okumayı yarıda bırakanlar varsa, önerimdir okumaya devam edin. Pişman olacağınızı hiç sanmıyorum. Neticede bu, bir serinin ilk kitabı. Yer yer sıkması çok doğal. Ve yine ilk paragrafta belirttiğim gibi, yazar konuyu uzun uzadıya anlatmayı çok seviyor. Yüzeysel değil hiçbir konu.
Kitap hakkında beğendiğim şeyleri liste halinde yazmam daha kolay olucak o yüzden başlıyorum( buradan sonrası spoiler içerebilir) :
- Kitabın atmosferi ilk sayfalardan okuyucuyu içine alıyor.
- Dialoglar mükemmel. Neredeyse her birini alıntılayıp paylaşabilirim.
- Kvothe'nin geçmişini öğrenirken aynı zamanda anlattığı hikayenin sonunda dönüştüğü kişiyi de -az da olsa - tanıyoruz.
- Kitaptaki neredeyse her karakterin bir sempatisi olduğunu düşünüyorum. Nefret ettiğim karakter -diğer kitaplarda da olduğu gibi - neredeyse yok.
- Denna başlı başına favori karakterlerimden olabilir. Kitabı bu karakter girdikten sonra daha da sevdim. Çünkü Denna, Kvothe'nin yanı sıra derinliği olan sayılı karakterlerden. Ve bu derinliğin güzel işlendiğini düşünüyorum.
- Kvothe ve Denna. Kvothe'nin ona aşık olsa da Denna için güvenebileceği bir dost olmayı seçmesi.
-
Son zamanlarda her bilim kurguda muhakkak gördüğüm ve doğru olsa da artık okumaktan bıktığım "teknoloji bizi robotlaştırıyor, hayatımız monotonlaşacak" ya da "teknoloji geliştikçe yozlaşan insanlık" klişelerinin dışında bir bilim kurgu okumaktan ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
Kitap hakkında söylemek istediğim ilk şey, kesinlikle bir başlayınca insanın elinden bırakası gelmiyor. Çünkü yazar sürekli hikayeye bir şeyler katarak ve heyecanı artırarak yazmış bu kitabı. Okunmaya bir başlandı mı kitap ve içinde yaratılan evren insanı içine çekiyor. Tabi bunda yazarın sade ve akıcı dili de etkili. Aşırıya kaçan betimlemelere ve uzun gereksiz cümlelere yer vermeden anlatmak istediğini çok güzel anlatmış bence.
Kitap hakkında beğendiğim bir diğer konu ise kesinlikle oyuncuların arenaya çıkıp savaştığı sahneler. Yaratılan her oyun evreni ayrı ayrı muhteşemdi. Oyuncuların hamleleri ve sahnelerin anlatım şekli oldukça hoşuma gitti.
Bir diğer konu ise karakterler tabi ki. Kitapta beğenmediğim daha doğrusu nefret ettiğim karakter pek olmadı. Her karakteri ayrı ayrı sevdim. Özellikle anka takımının birbirilerine aile gibi bağlanması çok hoşuma gitti. İkinci kitap için sabırsızlanmamın en büyük nedenlerinden biri de bu karakterler.
Sonuç olarak şunları söyleyebilirim: hikaye, anlatım biçimi, karakterler, yaratılan evren ve her bölümde artan heyecan bence mükemmel bir bilim kurgu ortaya çıkarıyor. Bilim kurgu sevenlerinin beğeneceğinden eminim. Ben ikinci kitap için sabırsızlanıyorum.
Benim için bazı hikayeler vardır okurken yazarın hayal gücünü içten içe kıskanırım. İşte bu da o hikayelerden biri. İlk olarak şunu söylemeliyim, kitap çocuk ve genç edebiyatına girdiği için bazı okurlara basit gelebilir. Açıkçası ben okurken bundan hiç rahatsız olmadım. Hatta dilinin abartıdan uzak olması, okurken hikayeye daha rahat girmemi sağladı.
Yüksek sesle okuduğu sözcüklere hayat verebilen Mo(Büyülü Dil) ve yanlışlıkla dünyamıza çağırdığı kitap karakterleri arasında yaşananları okumak çok güzeldi.
Karakterleri çoğunlukla çok sevdim ve benimsedim.
Toz Parmak serideki favori karakterim. Kitapta karakter gelişimi en iyi olan karakterlerden biri olduğunu düşüyorum. Esasında birkaç karakter dışında nefret ettiğim karakter de yok. Hepsinin kendine göre bir güzelliği ve insancıllığı var. Toz Parmak dışındaki bir diğer favorim ise Elinor. Hayatında ailesi dışında değer verdiği tek şey, değerli kitapları toplayarak kurduğu kocaman kütüphanesi. Elinor, kitapta kendimle en çok bağdaştırdığım karakter.
Sonuç olarak şunları söyleyebilirim ki, bu seri benim favorilerim arasında. Gerek hikayesi gerek karakterleri gerek işleyişi açısından benim için yeri doldurulamaz. Kesinlikle okunmayı hak ediyor.