“O istiyordu ki her şey tam bir sessizlik içine gömülüp kalsın, hiç kımıldamasın; ben de her şey bir bayram coşkunluğu içinde pırıl pırıl olsun, oynasın, zıplasın istiyordum. Ben onun cennetinin yarı ölü bir şey olacağını söyledim; o da benimkinin bir sarhoştan farksız olacağını ileri sürdü. Ben onunkinde uyuyakalacağımı söyledim, o da ‘Ben de seninkinde soluk alamam’ dedi”
Beni aşık olmanın insanı mahveden bir duygu olduğu düşüncesine iyice inandıran intikam dolu bir kitap! Biraz kasvet, biraz soğukluk ve bolca kıskançlık içeriyor. Dünyada olumsuzluktan beslenen bir Heathcliff ve ben kaldık sanırım. Heathcliff sevgi görmemiş bir çocuk, iki kişiden sevgi görüyor, birisi ölüyor; diğeri ise başkasıyla evleniyor. Bu yüzden nefrete yönelmesi hatta içinin intikam ateşiyle harlanması çok normal, bana garip gelen bu intikamın masum olan kişileri de yakıp kül edecek kadar büyük olması... Bu hikayede yanan kesinlikle Isabella oldu. Catherine ise benim gıcık olduğum bir karakterdi sevemedim onu bir türlü, onu seven iki adamın da hayatı mahvoldu zaten çevresindeki herkesi aşağı çeken bir karakterdi. Sonunda hayaletlerin ortaya çıkmasını isterdim ama yine de bu kadar kasvetli bir romana göre güzel bir şekilde bitti.