Müslümanların kovuşturmaya uğramadıkları, tekinsiz düşman ile karşılaşmaktan emin olarak bir nefes bile alamadıkları zamanlardı. Kabe damındaki kuru hurma dallarının arasından başımı çıkarmak istemiyordum. Ne yana uçsam, hangi tarafa baksam bir elem boğazıma düğümleniyor, sesim kısılıyor, şarkılarım hıçkırıklara boğuluyordu. Dostum İbrahim '' Dünyanın en güzel gülü henüz açmadı! '' dediğinde ben onun bir gülistanda açacağını sanmıştım. Meğer o dikenler, diken yaraları, gözyaşları ve kan damlaları arasında açacakmış. Bir gül bu kadar mı zahmetli büyürdü? Güle kan rengini vermek bu kadar mı fedakarlık isterdi? Bir gülün etrafında bu kadar mı diken çok olurdu? Gül çağında, güle rengini veren kanlar böyle mi kızıla boyanırdı? Gülün rengi için kinler bu kadar mı ayrışırdı? Kan akıtanlar bir yanda, kanlarını akıtanlar diğer yanda.
Sayfa 208 - '' Bülbülün dilinden ''